Günün yazarı Yasin Aktay

Yasin Aktay, olayın sıcaklığıyla şüphelerden ve ihtimallerden bahseden köşe yazarlarının aksine başka bir noktaya temas etmiş, neden öldürülmüş olabileciği sorusu üzerinde durmuştu.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın başına gelenler üzerine, bugün Yeni Şafak'taki köşesinden "Sorulursa Cemal Kaşıkçı’nın günahı neydi?" başlıklı bir yazı yayınladı Yasin Aktay.

Yasin Aktay, olayın sıcaklığıyla şüphelerden ve ihtimallerden bahseden köşe yazarlarının aksine başka bir noktaya temas etmiş, neden öldürülmüş olabileciği sorusu üzerinde durmuştu.

Yazısından asıl dikkat çekici olansa Suudi Arabistan özelinde ortaya koyduğu tablonun bizlere "demokrasinin" önemini bir kez daha vurgulamasıydı.

Zira Kaşıkçı'nın yaptığı eleştiriler ve muhalif duruşu için "Kaşıkçı’nın en çok rahatsızlık yaratan eleştirileri, belli ki, kendi ülkesinde son zamanlarda aydınlara, âlimlere ve gazetecilere yönelik keyfi tutuklamalara yönelik olanlarıydı. " diyor Yasin Aktay.

Yasin Aktay'ı günün yazarı seçerken yazısından şu bölümleri sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Onun bıraktığı emanet sadece kendi hayatı değil, kendisinin de hayatından daha fazla önemsediği mücadelesi:

İslâm dünyasında insan haklarının güçlendirilmesi, demokrasinin gelişmesi, ifade özgürlüğünün ve bütün özgürlüklerin temin edilmesi, insanlık onuruna hak ettiği önemin verilmesi, yolsuzluğun bitirilmesi ve devlet yönetiminde şeffaflığın sağlanması…

Bütün bu değerleri merkeze alarak yaptığı konuşmaların birilerine rahatsızlık vermesi aslında kaçınılmaz bir şey. Biz, esasen bu rahatsızlığı her zaman verdik, vermeye de devam edeceğiz. Kendisi bu konularda Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi büyük bir takdirle ve sevinçle izliyor ama bu konularda da Türkiye’deki eksiklikleri gerektiğinde eleştirmekten geri durmuyordu. Ama eleştirileri hiç rahatsızlık vermiyordu. Çünkü samimiydi, art niyetli değil yapıcıydı, hasmâne değil dostâneydi. Aslında kendi ülkesinin yöneticilerine yönelik eleştirileri de öyleydi ama onlar rahatsız oluyorlardı. Samimiyet eksikliği, art niyetlilik ve hasımlık bu kez Kaşıkçı’nın kendisinde değil eleştirdiklerindeydi.

Kaşıkçı’nın en çok rahatsızlık yaratan eleştirileri, belli ki, kendi ülkesinde son zamanlarda aydınlara, âlimlere ve gazetecilere yönelik keyfi tutuklamalara yönelik olanlarıydı. Kendisi de ülkesinde kalsa tutuklanacağını bildiği için özgürlüğünün bedelini bu haksız ve keyfi biçimde tutuklananların durumunu anlatarak bir nebze ödemeye çalıştığını söylüyordu.