Günün yazarı Hüseyin Besli

Henüz kapanmayan tartışmaya yapılan “en sağlıklı analiz” olduğu için Hüseyin Besli de “Günün Yazarı” seçilmeye lâyık…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "hiç kimse adıma racon kesmesin" açıklaması üzerine
çok şey yazıldı söylendi...
Ama ve bence hiçbiri, bir dönem Erdoğan'ın baş danışmanlığını yapan Ak Parti eski milletvekili Hüseyin Besli kadar etkin ve doğru olmadı.
*
Hüseyin Besli bugünkü AKŞAM'da "'Racon’ tartışmasına biz de katılsak mı?"başlığı
altında yayımlanan makalesinde cevabı aranan ama hemen herkesin kendi
meşrebine göre yanıtladığı bir soruyu çok güzel cevaplıyor.
*
Soru şu:
“Cumhurbaşkanı racon kesenlerin isimlerini neden vermedi?..”
*
Besli’nin bu soruya verdiği cevap ve "hiç kimse adıma racon kesmesin"
açıklamasıyla ilgili analizi aşağıda…
*
Benim penceremden bakıldığında henüz kapanmayan tartışmaya yapılan “en
sağlıklı analiz” olduğu için Hüseyin Besli de “Günün Yazarı” seçilmeye lâyık…

‘RACON’ TARTIŞMASINA BİZ DE KATILSAK MI?

1- Tarihen biliyoruz ki; tarihe mal olmuş hiçbir lider yoktur ki; çevresi ve onun adına iş görenler ve söz söyleyenler bir probleme sebep olmasınlar.

Liderlerden bazıları her şeye rağmen meşruiyetlerini koruyarak liderliklerini sürdürebilmeyi başarmışken; bazıları da çevresinden kendisini ayrıştıramayarak sıradanlaşmış gitmişlerdir.

2- Yine biliyoruz ki, genel siyasetin aksine R. Tayyip Erdoğan siyasiler içinde çok az,
neredeyse hiç maşa kullanmayan
liderlerden birisidir.

Bir taşa omuz verilecekse, yerine başkasını itmeden kendi gövdesini ortaya koyan, bir ateş avuçlanacaksa onu avuçlamakta imtina göstermeyen, aynı zamanda bir gül tutulacaksa toplumun karşısında en çok kendi parmaklarına yakıştığına inanan ve fiiliyatta da öyle davranan biridir Erdoğan, hepimizce malum olduğu üzre...

Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’nın; “benim adıma kimse racon kesmesin” demesi retorikten öte bir hakikati dile getirmektedir.

Hakikat: Gerçekten de R. Tayyip Erdoğan adına racon kesmeye kalkanların varlığı ve bu olguya karşı Sayın Cumhurbaşkanı’nın rahatsızlığını ortaya koyuşudur.

3- Bazı dostlar diyor ki, söylenenleri mütalaa babında; “Cumhurbaşkanı’nın söylemi yeterli değildir, çünkü isim vermemiştir, kimse bu söylenenleri üzerine almayacaktır, tam anlamıyla açığa düşen bir iki kişi hariç diğerleri kıvıracaktır.” (‘Kıvırmak’ kelimesini hangi anlamda kullandığımıza dair bir anekdot: Vekilliğimizin ilk aylarıydı. Başka bir vekil arkadaş yeni atanan bir genel müdürü tanıyıp-tanımadığımı sormuş, tanıdığımı söyleyince beraberce onu ziyarete gitmiştik. Tanışma, selamlaşma ve hal-hatır sormadan sonra, daha sohbetin başında genel müdür vekil arkadaşı rencide edecek bir söz söyleyip bunun üzerine arkadaş tam cevap verecekken genel müdür; “Dur! Dur! Bir dakika! Ne yaptığımın farkındayım, bir kıvırayım ondan sonra söyle ne söyleyeceksen.” Deyince üçümüz de gülümsemiş ve ortalık sakinleşmişti.)

Bu yaklaşım, raconcuların doğrudan tacizine uğramış kimseler açısından makul ve gerekli görülse de doğru değildir.

Eğer Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kişi veya kişiler işaret edilseydi; hem Cumhurbaşkanlığı makamı istiskal edilmiş olur.

Hem de aynı vasıfları taşıyan, aynı cürümleri işleyen ama adı zikredilmeyen
başkaları dışarıda kalmış ve hatta temizlenmiş olurlardı.

Şimdi; Cumhurbaşkanı’nın sözlerini duyan herkes; sadece medyada, Ankara’da, İstanbul’da değil, Türkiye’nin her tarafında bir şekilde kendisini Cumhurbaşkanı’na yakın göstererek iş kotarmaya çalışanlara karşı
tavır geliştirecek ve kolay kolay pabuç bırakmayacaktır.

Velhasıl böylesi daha doğru ve daha işlevsel olmuştur.