Fatma Barbarosoğlu

Yeni Şafak

Mustafa Koç'un ölümü üzerine çok şeyler yazıldı. İşçisinden, patronuna her kesimden insanı bir araya getiren bir cenaze töreniydi dün izlediğimiz.

Bunun kendiliğinden olmayacağı aşikar. Mustafa Koç'un karakterinin bunda büyük etkisi var muhakkak.

Bugün köşe yazılarına bakarken Yeni Şafak'tan Fatma Barbarosoğlu'nun "Bir ibret bahsi olarak Mustafa Koç'un ölümü..." başlıklı yazısına bakmadan geçmedik. Mustafa Koç diye başlayan yazı meğer Ali Koç'u anlatıyormuş da Fatma Hanım'ın bile bundan haberi yokmuş. 

O nasıl oluyor demeyin.

Kısa bahsedelim ama bahse geçmeden önce de Ali Koç ile ilgili bu bilinmeyen hikayeyi günyüzüne çıkardığı için Fatma Barbaroğlu'nu günün köşe yazarı seçelim...

***

Gazetelerde Mustafa Koç'un hayırseverliği ile ilgili olarak pek çok şey yazıldı. Biraz sonra okuyacaklarınız birinci elden bir tanığın bendenize iki yıl önce anlattıklarına dayanıyor.

Anadolu yakasında bir trafik kazası oluyor. Kazada delikanlının beyni dışarı çıkıyor. Acile götürülüyor, yoğun bakım ünitesine alınıyor delikanlı. Fakat babası asgari ücretle çalışan bir işçi. Fakirliğinin içinde ne oğlunun masraflarını karşılayacak bir gücü ne de dayanacak bir kimsesi var. Deniz kenarına gidiyor dilinde dua ile isyan arası bir cümle: “Ya bana bir çare bul Allah'ım ya da ben oğlumdan önce vereyim bu canı.”

Sahilde denize atlamak ile atlamamak arasında gidip gelirken bir motor yanaşıyor. Mustafa Koç seslerini duyuyor acılı baba. Derken kendini Mustafa Koç'un önünde buluyor. Böyle böyle diyor sen gelmeseydin ben canıma kıyacaktım. Sen geldin sana anlattım. Oğlumdan şefkatini esirgeme.”

Esirgemiyor Mustafa Koç. İki yıldır süren masraflar Mustafa Koç'un hanesinde kayıtlı idi.

***

Yazıyı bitirdim. İki yıl önce dinlemiş olduğum hikayeyi doğru hatırlayıp hatırlamadığımı test etmek üzere hatırayı nakleden şahsiyete okudum satırlarımı.

Meğer hikayenin öznesi Mustafa Koç değil Ali Koç imiş.