Fatih Altaylı'nın şeker zamları pişmanlığı: Keşke yazsaydım!

Habertürk yazarı Fatih Altaylı et fiyatları konusunda yaptığı uyarı sonrası devletin farkına vararak et ve hayvan ihracatına sınırlama geldiğini hatırlatarak şeker konusundaki pişmanlığını "Keşke şekeri de baştan yazsaydım" dedi.

Kırmızı et konusunda yazdığı yazılarıyla hükümeti uyaran Habertürk yazarı Fatih Altaylı şeker konusunda pişmanlığını yazdı. Altaylı, şeker konusunda yanlış ihracat sebebiyle şimdi daha pahalı alındığını "Anlayacağınız iş bilmezliğin, panik halinde ekonomi yönetmenin faturasını şekerde de ödüyor, 340 dolarlık şekeri 560 dolardan geri alıyoruz." sözleriyle özetledi.

Altaylı yazısında şunları söyledi:
Türkiye’de et fiyatları hızla artarken, başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerine yapılan et ihracatını yazdım geçen hafta. Şimdi et ihraç edenlerin, bir iki ay içinde et ithalatçısı olacaklarını ve duble kazanç elde edeceklerini söyledim.

İyi ki yazmışım. Meğer devletimizi idare edenlerin konudan haberi yokmuş. Benim fark ettiğimi onlar fark etmemiş!
Yazınca haberleri oldu, hemen et ve canlı hayvan ihracatına sınırlama getirmişler. Açıkçası bu gelişme beni oldukça üzdü. Yok yok yanlış anlamayın, ihracata kısıtlama getirilmesi değil, kendi kendime kızdım.

“Acaba” dedim, “Şeker fiyatları ile ilgili olarak da daha önce yazsam şeker fiyatlarındaki aşırı yükselişi de engelleyebilir miydim!”


Zammın nedeni iş bilmezlik
Ne alaka demeyin. Dinleyin. Biliyorsunuz birkaç gün önce “Ağzımızın tadı kaçtı” başlıkları ile şeker fiyatlarına yapılan fahiş zamlar gündeme geldi. Birkaç ay içinde toz şeker fiyatı neredeyse iki katına çıktı. Önce 290 TL’lik bir çuval şeker, karaborsaya düşerek 700 TL’ye satılmaya başlandı. Ardından fiyatları katlayan bir zam geldi. Peki size bu zammın tek nedeninin, iş bilmezlik olduğunu anlatsam.

Türkiye’de geçen yıl iç piyasada şekerin ortalama fiyatı 340-350 dolarlar seviyesinde seyrediyordu. Aynı dönemde dünya şeker fiyatları ise 500 dolar civarındaydı. Türkiye’de bir grup, iç piyasadan 340 dolara topladıkları şekeri ihraç etmeye başladılar.

Özellikle kısa süreliğine Çin modeli uyguladığımız Aralık ayı boyunca bu ihracat zirve yaptı. Türkiye’nin toplam üretiminin yüzde 20’den biraz fazlası ihracatçılar tarafından toplanarak yurt dışına satıldı. Çünkü Merkez Bankası rezervleri boşalmıştı, TL kontrolsüz biçimde değer kaybediyordu, dolara ihtiyacımız vardı, Çin modeli diyorduk, ne varsa satıyorduk.

Türkiye ürettiği şekerin yüzde 20’sini büyük bölümü Aralık ayında olmak üzere yurt dışına sattı. Sonra ne oldu! Dünya şeker fiyatları yükselmeye başladı. Ben bu yazıyı yazarken, uluslararası piyasalarda şeker fiyatı 560 dolar civarındaydı. Ve şimdi biz Aralık ayında iç piyasada 350 dolar olan şekeri, yurt dışından 560 dolara ithal edip Türk tüketicisine sunuyoruz. Haliyle fiyat da hem kur artışı hem de fiyat artışı yüzenden ikiye katlıyor.

Anlayacağınız iş bilmezliğin, panik halinde ekonomi yönetmenin faturasını şekerde de ödüyor, 340 dolarlık şekeri 560 dolardan geri alıyoruz.

Muhtemelen o gün şekeri yurt dışına satanlar ile bugün şekeri yurt dışından ithal edenler de aynı firmalardır. Üzüntümün nedeni işte bu durum. Acaba o gün “Şekeri ucuza satmayın yurt dışına” diye uyarsaydım durumun farkına varırlar mıydı diye dertleniyorum.