Ertuğrul Özkök'ten Yılmaz Özdil'e teşekkür

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, Çanakkale'de bir öğretim görevlisinin camilerin genelev yapıldığı iddiasını köşesine taşıyarak gündeme getiren Yılmaz Özdil'e teşekkür etti.

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, Çanakkale'de bir öğretim görevlisinin camilerin genelev yapıldığı iddialarını hatırlatarak "Adını vermeyeceğim... Çünkü vermeye değmesi için önce milletin önüne çıkıp özür dilemesi lazım.Bu milletin en büyük kahramanına, bu milletin tarihinin en şanlı dönemine öyle bir iftira attı ki." ifadesini kullandı.

Ertuğrul Özkök konuyu gündeme getiren Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'e de teşekkür etti.

İŞTE ERTUĞRUL ÖZKÖK'ÜN YAZISI

ADINI vermeyeceğim... Çünkü vermeye değmesi için önce milletin önüne çıkıp özür dilemesi lazım.

Bu milletin en büyük kahramanına, bu milletin tarihinin en şanlı dönemine öyle bir iftira attı ki...

*

Önce teşekkürler Yılmaz Özdil kardeşim...

Dün öyle bir yazı yazdın ki, bu milletin vefalı yurttaşlarının içine su serptin.

Olay şu...

*

Çanakkale’de bir öğretim üyesi...

Üstelik ilahiyat hocası...

Çıktı, 1924’te, yani Kurtuluş Savaşı’nın henüz bittiği yılda...

Yani Cumhuriyet’in henüz kurulduğu günlerde...

Yani Büyük Kurtarıcı’nın başta olduğu dönemde...

“Çanakkale’de bazı camiler genelev yapıldı” dedi.

*

Önce Yılmaz Özdil sordu:

Nerede bu genelev gösterin...

Gösteremediler.

Sonra bir milletvekili devlete sordu.

Türkiye Cumhuriyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü resmi yazı ile cevap verdi.

“Yok böyle bir şey...”

*

İftiracılar dediler ki:

“Mehmet Âkif’in Sırat-ı Müstakim adıyla çıkardığı, sonradan Sebilürreşad olan dergide çıktı...”

*

İstanbul’un Bağcılar Belediyesi bu derginin bütün sayılarının tıpkıbasımını yapmıştı.

İşte o Bağcılar Belediyesi de resmen açıkladı:

“Derginin bütün sayılarını taradık, böyle bir şey yok...”

*

- Soran gazeteci muhalif bir kişiydi.

- Soran milletvekili CHP’liydi...

- Cevap veren devlet dairesi AKP’li hükümetin yönetimindeydi.

- Son cevabı veren belediye başkanı AKP’liydi...

Bu iftiraya karşı, muhalefetiyle, iktidarıyla bir millet imecesi oluştu yani...

*


Millet ve devlet iftiraya karşı üzerine düşeni yaptı...

İftiracı arkadaş...

Sen sözde ilahiyatçı bir hocasın değil mi...

Yani bu milletin çocuklarına ahlak öğretiyorsun güya...

İnancımızı öğretiyor-
sun, öyle mi...

*

O zaman yap bir son mertlik, çık hiç olmazsa şu milletin önüne ve özür dile...

*

O mertliği yapacak cesaretin, ahlakın, vicdanın yoksa...

Hiç olmazsa o öğrencinin önüne çıkma...