Emin Çölaşan kaybetti

İktidar ve muhalefet medyasında, mesleğimizi giderek itibarsızlaştıran (Ne yazık ki) pek çok sayıda Çölaşan var…

Birisi bana “Türkiye’de kötü gazetecilik kiminle başladı” diye sorsa hiç
düşünmeden, “Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden sonra onun yerine göz diken
ama asla bir Uğur Mumcu olamayan Emin Çölaşan tarafından” diye cevap veririm.

*
Evet…
Çölaşan hem kötü insan hem de çok kötü bir gazeteci…
İktidar ve muhalefet medyasında, mesleğimizi giderek itibarsızlaştıran (Ne yazık ki) pek çok sayıda Çölaşan var…

*
Çölaşan demek…
Her cümlesini akıldan ve vicdandan yoksun, dün “ak” dediğine çıkarları için “kara” diyen…
Karakter linçi yapan…
Fikirleriyle alt edemediği rakiplerine bel altından vuran…
Fidye istediği bir kişin çocuğunu kaçıran mafya gibi, sevmediği politikacıları veya
gazetecileri yakınları üzerinden kahreden bir “kötülük” timsali…

*
Dünkü SÖZCÜ’de “AB yine nasihat verdi!” başlığı altında yayımlanan yazısını
okuduğunuzda mideniz bulanıyor…
AB’ye karşı sağlam karakterli, onurlu bir duruş aldığımızda “neden kafa
tutuyorsunuz?” diyen…
Karşı tarafın attığı yakınlaşma adımlarına karşılık onlara doğru adım atıldığında ise “teslim oldunuz” diye yaygara koparan bir zavallı…

*
Tabii ki kaybetti…