Cem Küçük geçmişi hatırlattı:Çölaşan ve Dündar yaptıklarınızdan utanıyor musunuz?

Türkiye yazarı Cem Küçük, Sözcü'ye yönelik iddialarını ve eleştirilerini bugün de sürdürüyor. Küçük bugün Uğur Dündar ve Emin Çöalaşan'ın geçmişini hatırlattı ve 'Utanıyor musunuz?' diye sordu.

"Adamlar her dönem varlar. Darbeciler iktidar, en büyük şakşakçısı bunlar" dediği isimlerin Türkiye'nin eski gazetecileri ve sözde yazarları olduğunu söyleyen Cem Küçük, bu ve bunlar gibi isimlerin geçmişlerinin mide bulandırıcı olduğunu söyledi.

 Küçük, darbecilerin ve cuntacıların emrinde çalıştığını ve işkenceden geçen insanların sağlıklarının yerinde, hapishane şartlarının  güzel diye 12 Eylül'ü meşrulaştırdığını söylediği  Emin Çölaşan'ın günah defterin kabarık olduğunu ifade etti. 

Şerafettin Yardımedici'nin Uğur Dündar yüzünden intihar ettiğini söyleyen Küçük  25 Mayıs 2009 tarihli Kemal Gümüş haberini köşesine taşıdı.

Küçük, "Bu iki adam; Uğur Dündar ve Emin Çölaşan! Geçmişte yaptıklarınızdan utanıyor musunuz? Pişman mısınız? Hiç sanmıyorum ama millet ne olduğunu görüyor. O yüzden de ne itibarınız kaldı ne de onurunuz." ifadelerini kullandı.

Emin Çölaşan ve Uğur Dündar geçmişte yaptıklarınızdan utanıyor musunuz?

Vesayet iktidar, bunlar yanı başında. Herkes sahtekâr, bunlar dürüst (!) Temiz gazeteciler, yersen. Kim mi bunlar, eski Türkiye'nin sözde gazetecileri, yazarları. Emin Çölaşan ve Uğur Dündar gibi..

Ancak bu isimlerin geçmişine bakınca mideniz bulanır. Şimdi yazacaklarım eminim ki, sizin de midenizi ekşitecektir.  Emin Çölaşan'dan başlayalım. İzmir'de yayın yapan Demokrat İzmir gazetesi 31 Temmuz 2017'deki sayısında "Çölaşan'ın Mazideki Utancı" başlıklı enfes bir sayı yaptı. Meğer Çölaşan 12 Eylül döneminde işkenceci cuntacıların emrindeymiş. Emin Çölaşan'a şöhretin kapılarını açan Mamak Cezaevi röportajı 12 Eylül işkencecilerinin emir ve kurgusuyla yapılmış. Bunu nereden öğreniyoruz? Dev-Yol'un son lideri Oğuzhan Müftüoğlu'nun "Bitmeyen Yolculuk" kitabından. Müftüoğlu'na göre 12 Eylül cuntası, işkence tezgâhlarındaki ölümlere karşı başlatılan kampanyayı püskürtmek için kendine yakın medyayı kullanmış. O dönem Milliyet'te çalışan Emin Çölaşan o gazetecilerden biri. Müftüoğlu, kendisiyle tek kelime konuşmayan Çölaşan'ın sadece yan yana çekilmiş bir fotoğrafın altını doldurduğunu, işkence iddialarına kulak tıkadığını öne sürüyor ve şöyle diyor kitabında:

"Birisi böyle bir yazı dizisi hazırladıktan sonra aradan yıllar geçse de insanların arasında başı dik dolaşamaz, dolaşmamalı." Söyleşiden o kısmı okuyalım:

             ***

-Gazetecinin kim olduğu belli mi?

Bilmiyorum, öyle tanınmış biri değil. Belki Metin biliyordur.

-Önden bir yokladılar demek ki bunlara soru sorulduğunda ne diyorlar diye.

Olabilir. Zaten bir süre sonra esas oğlan geldi. Hürriyet'ten kovulan.

-Emin Çölaşan

Evet, o! Emin Çölaşan. Onunla havalandırmada görüştürdüler. Bizi havalandırmaya çıkardılar. Ali Başpınar, Melih, Nasuh ve ben. Galiba dördümüz. Bir yüzbaşı vardı, yanıma geldi ve bir gazeteci arkadaş sizinle görüşme yapacak diyerek Emin beyi tanıştırdı. Başta Melih duruyordu. Çölaşan, Melih'e, "Oğuzhan sen misin?" diye sordu. Yok dedi Melih, beni gösterdi. Yanıma gelerek konuşuyor gibi yaparak fotoğraf çektirip gitti.

-Yanlış hatırlamıyorsam, o zaman Milliyet'te çalışıyordu. Yazı dizisi de yapmıştı.

Ertesi günlerde bizimle çektirdiği fotoğraf Milliyet'in birinci sayfasında yayımlandı. Altında da şöyle bir haber: "Avrupa'da öldüğü iddia edilen sanıklarla yazarımız Emin Çölaşan cezaevinde görüştü. Yani gayet iyi, ölmemişler. Büyük bir gazetecilik başarısı."

-Kayıt düşmekte fayda var. Daha öncesinde de Mamak Cezaevi'nin tutuklular için bir cennet olduğunu, sağcıların solcuların barıştığını, birlikte mesut bir biçimde hayatlarını sürdürdüklerini anlattığı bir yazı dizisi de hazırlamıştı. O yazı dizisi, 12 Eylül'den sonra yapılmış belki de en alçakça yayındı ve altında Emin Çölaşan imzası vardı.   

 Görüldüğü üzere Emin Çölaşan, darbecilerin ve cuntacıların emrinde çalışmış. İşkenceden geçen insanların sağlıkları yerinde, hapishane şartları ne kadar da güzel diye 12 Eylül'ü meşrulaştırmış. Emin Çölaşan günah defterin kabarık. İşte sen 17-25 Aralık sürecinde de FETÖ'yü böyle yağlayıp balladın…

Gelelim diğer vatandaşa, Uğur Dündar'a... Onunki defter değil, mübarek 5 ciltlik ansiklopedi. Şerafettin Yardımedici, Uğur Dündar yüzünden intihar etti. Nasıl mı? 25 Mayıs 2009 tarihli Kemal Gümüş haberinden okuyalım: 

"Uğur Dündar’ın Arena programında hedef gösterilen Şerafettin Yardımedici adlı 69 yaşındaki vatandaş, onurunun zedelendiğini söyleyerek 25 Eylül 1999’da intihar etti. Uğur Dündar tarafından 1 Kasım 1996 tarihinde ‘büyücü hoca’ denilerek hedef gösterilen Şerafettin Yardımedici, kısa bir süre sonra gözaltına alınmış, ancak daha sonra serbest bırakılmıştı. Şerafettin Yardımedici serbest bırakıldıktan sonra, Uğur Dündar’ın kendisini hedef göstererek komplo kurduğunu ve onuruyla oynadığını söylemişti. Şerafettin Yardımedici’nin oğlu Ahsen Yardımedici daha sonra yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

Bir devi yok ettiler. Bu bir yargısız infazdır. Babamı bütün mahalleli 40 yıldır tanır. Babamı hedef gösteren ve ölümünü teşvik eden insanların vicdanı şimdi rahat mı? Bunların vicdanı varsa, bundan sonra nasıl yaşayacaklar?”

Aslında olay bir komploydu. Şerafettin Yardımedici'ye kadın gönderilmiş ve bir komploya maruz bırakılmıştı. Kadının üzerinde gizli kamera vardı. Bu aşağılık görüntüler Uğur Dündar tarafından yayınlandı. Yüzü bile kızarmadı. Bu haber için Mehmet Ali Önel daha sonra, "Yaptığımız haberler vicdanımı sızlatıyordu. Keşke yapılmasaydı" dedi...

İşte bu iki adam; Uğur Dündar ve Emin Çölaşan! Geçmişte yaptıklarınızdan utanıyor musunuz? Pişman mısınız? Hiç sanmıyorum ama millet ne olduğunu görüyor. O yüzden de ne itibarınız kaldı ne de onurunuz.