Can Ataklı: Canlı yayında hakarete uğradım

TGRT Haber'de Savcı Sayan'ın kendisine canlı yayında hakaret ettiğini söyleyen Can Ataklı, programdaki tartışmayı köşesine taşıdı.

Sözcü Gazetesi yazarı Can Ataklı, TGRT Haber'de“Yüzde 100 gündem” programında Savcı Sayan'la aralarında geçen tartışmayı köşesine taşıyarak "canlı yayında hakaret ve tehdite uğradım" dedi.

Savcı Sayan'ın sözlerini biraz da eğlenerek dinledğini belirten Can Ataklı, yazısında Savcı Sayan'a yüklendi.

İŞTE CAN ATAKLI'NIN O YAZISI

Yıllardır pek çok televizyonda canlı yayına katıldım. Bunların bazılarında çok heyecanlı ve tartışmalı anlar yaşadım. Bazı televizyonlarda zaman zaman önceden belirlenmiş bir ya da iki kişiyle katıldığım periyodik programlar da oldu. Bunlarda yapısı gereği elektrikli hava daha fazla oldu. Karşılıklı ağır sözler, bağırış çağırışlar çok sık oluyordu.

Ancak davet üzerine gittiğim, her programda değişik katılımcıların olduğu programlarda üslup çok daha farklı oldu. Bu tür tartışmalarda genellikle fikrimi söylemeye, bunu da herkesin anlayabileceği tarzda dile getirmeye özen gösterdim. Bu tartışmalarda da bazı anlar gerginlikler yaşadım.

Özellikle söylemediğim bir sözü söylemişim gibi kullanmaya veya niyet okumaya kalkanlara karşı anında tepki gösterdim, düzeltmesi ve ondan sonra devam etmesi için uyardım. Bunun dışında özellikle Atatürk, cumhuriyet ve devrimleri konusunda kulaktan dolma ya da sırf provokasyon yapmak için konuşanlara da tepki gösterdim.

Ama ilk kez çoklu bir TV tartışma programında bir kişinin ağır hakaretlerine ve en sonunda da “can güvenliğimi” hedef alan garip bir tehdide maruz kaldım.

Önceki akşam (Cuma) yıllardır tanıdığım dostum Sami Dadağlıoğlu'nun TGRT haberde yeni başladığı “Yüzde 100 gündem” programına yaptığı davete, elbette kıramazdım, katıldım. Diğer konuklar Star yazarı Ahmet Kekeç, Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu, eski polis müdürü ve Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu ve eski CHP'li, AKP milletvekili adayı Savcı Sayan'dı.

Dadağlıoğlu önce Amerikan seçimleri ve Türkiye'ye etkileri hakkındaki düşüncelerimizi sordu. Hepimiz seçimler üzerine görüşlerimizi açıkladık. Daha sonra 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Amerika'nın olup olmadığını sordu. Konukların ortak görüşü bu olayda Amerika'nın parmağı olduğu yönündeydi. Ben de aynı görüşü belirttikten sonra “Ancak” dedim “Bizler burada Amerika'yı da suçlayabiliriz. Kimse de bunu neden söylediğimiz konusunda bizi sorumlu tutamaz. Buna karşı iktidar sahipleri bu iddiayı ortaya atarsa bunun gereğini de yapmak zorundadır” diye devam ettim.

Söz programa Ankara'dan katlan Savcı Sayan'a gelince “Can Ataklı'nın neden Amerika'ya laf söyleyemediğini anlamakta zorluk çekiyorum” dedi. Ne böyle bir şey söylemişim ne de bunu ima etmişim. Doğal olarak tepki gösterdim ve “Yapmayın ama bu ucuzluğu, bakın burada herkes belli bir kalite içinde konuştu, siz de kaliteye gelin” dedim.

Bunu dememle birlikte Savcı Sayan adeta kendinden geçti. Benim için “aptal, geri zekalı, Türkiye senin ne olduğunu biliyor” gibi lafları öfkeyle söyledikten sonra “Can Ataklı'nın Müslümanlara ve Tayyip Erdoğan'a olan kinini de herkes biliyor” demez mi? Savcı Sayan en sonunda da “Eğer orada olsaydım senin dilini koparırdım, geri zekalı” diye bağırdıktan sonra “Ama sana haddini bildireceğim” tehdidini de savurdu. Bütün bunları son derece sakin biçimde, gülerek, hatta eğlenerek izledim.

Şimdi bunları neden yazdım?

Çünkü bu tiplerin tek amacı var. O da şu; Söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi konuşup, söylenenleri tam anlamayan izleyicilerin bir bölümünü duygusal açıdan etkileyerek ben ve benim gibileri itibarsızlaştırmak, karalamak, aşağılamak ve hedef yapmak. Sinir bozucu müdahalelerle denge bozup daha sonra geri alamayacağı sözler söyleterek zora sokmak.

Böylelikle “Bu adamlar sadece kin ve nefret içinde kavga ediyorlar, bunları ekranlara çıkarmamak gerek” algısını yaratmak. Bu tuzağa düşmemek gerekiyor. Yıllarca ekranlarda canlı yayınlara çıkarak bu tuzakları boşa çıkarmayı öğrendiğimi düşünmeme rağmen yine de bazı anlarda bunu başaramadığımı hissediyorum. Ama Sayan'ın tuzağından da az hasarla kurtulduğumu düşünüyorum. Yazdıklarımın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyenler, Youtube'a konan programın tamamını izleyebilirler.