Alkışlar Kemal Öztürk için

Kemal Öztürk'ü bugünkü yazısından dolayı alkışlarken yazısını da sizlerle paylaşıyoruz.

Uzun süredir hem medyada hem de sokaktaki vatandaş arasında birinci gündem maddesi ekonomi. 

Ekonomide bir şeyler oluyor, fiyatlar zamlanıyor, enflasyon artıyor, dolar çıldırıyor, faiz artıyor falan derken tam anlamıyla ne olup bitiyor anlamıyoruz. 

Neden mi?

Çünkü bugün Kemal Öztürk'ün de dediği gibi "bilmediğimiz ekonomik kavramlar"la anlatıyor işin uzmanları durumu. 

Bu kavramlar ve terimlerden uzak sokaktaki vatandaşın da anlayacağı dilde "ekonomimize neler oluyor, bu durumdan nasıl çıkacağız?" sorularına biri cevap versin demiş Kemal Öztürk. 

Vallahi buna nasıl ihtiyacımız var anlatamam. 

Hem böylece birileri de "millet nasılsa anlamıyor" diyerek ekonomik analizler uyduramaz belki. 

Kemal Öztürk'ü bugünkü yazısından dolayı alkışlarken yazısını da sizlerle paylaşıyoruz. 

Okuyun bakalım Kemal Bey haksız mı?

Anladığımız dilde ekonomik durumumuz

Konunun uzmanları ikiye ayrılıyor:

1. Bilmediğimiz kavramlarla durumun ‘felaket’ olduğunu anlatanlar.

2. Bilmediğiniz kavramlarla durumun ‘kötü olmadığını’ anlatanlar.

Oturup ekonomi çalışsak, bu kavramları öğrensek, durumu netleştirsek diyorum… buna ömür yetmez.

TEFE, TÜFE, Yİ-ÜFE, C-Endeksi, dolarizasyon, kamu borç stokunun milli gelire oranı…

İşin içinden gelin de çıkın.

Sonunda çok eskilerden iyi bildiğimiz bir kavram dün pat diye suratımıza çarptı.

Enflasyon 24.5!

Şimdi anladık durumu. En açıklayıcı cümle bu oldu. Yıllardır unuttuğumuz iki haneli enflasyonu görünce kafamız netleşti.

Peki neden arttı bu kadar?

Yine kafamızın almadığı bir sürü kavram…

‘Manşet enflasyon ile üretici enflasyonu arasındaki fark arttı, stoklama oldu, çekirdek enflasyon paketindeki…’

Allah’ını seven bir ekonomist konuyu anlayacağımız dilde anlatsa da meseleyi çözsek…

Trafik sıkıştığında yolda ortaya çıkan satıcı karşımda.

-Yahu 1 TL olan su, ne zaman 2 TL oldu?

-Abi dolar arttı.

Damacana su da zamlanmış…

E-5 kenarında ayva, nar, kabak satan Eşmeli Yusuf dayı: “Mazota, doğalgaza, elektriğe, gübreye zam geldi. Ne yapayım sen söyle?”

-İki kilo elma ver dayı…

Eskiden bakkala gittiğimizde bir ürünün fiyatı arttığında, ‘enflasyon var’ derlerdi. Hatta marketler aylık enflasyonu hesaplar, otomatik olarak ürünlere zam yapar, etiketleri ona göre değiştirirdi. Hatta hatta kağıt etiketlerle başa çıkamayanlar elektronik etiketle işi çözerdi.

Sanırım yakında ürünlere zam yapıldığında, “abi enflasyon var” demeye başlayacaklar.

Tamam da bizim gibi vatandaşların günlük yaşamlarında karşılaştıkları bu ‘hayat pahalılığı’ (bu kavramı da uzun zamandır kullanmıyorduk) tam olarak ne olacak? Sebebi nedir? Ne zaman bitecek?

Ekonomiyi yönetenler ekonomik savaştan stokçulara, gereksiz zam yapanlardan doların artışına kadar, çeşitli sebepler sıralanıyor. Önlemler, yeni paketler, yeni adımlar atılacakmış…

Bu arada Ankara’da ekmeğe zam yapan fırıncıların zammı bakanlık kararıyla geri alınınca, üretimi durdurmuşlar.

Bizim köydeki fırıncıya soruyorum,

-Zam yaptın mı İbrahim Abi?

‘Yok, ama gramajı düşürdük.’

Sonra aldığı odundan (odun ateşiyle pişiriyor ekmeği) una, mayadan nakliyeye kadar fiyatların nasıl değiştiğini anlatıyor. Değme ekonomistlerden daha iyi açıklıyor durumu.

-Tamam abi, ekmeği dilimlemeden ver.

Kafamız karışık ama durumumuz net: Sokakta her şeyin fiyatı artmış, cebimizden çıkan para çoğalmış. Gelirimiz sabit, lakin dolara çevirirseniz maaşın üçte biri erimiş. En iyisi dolara çevirmemek. İyi de zam yapanlar her şeyi dolara göre çevirerek hesaplıyor!

-Rıza abi çay ne zaman 5 TL oldu?

-Abi bak...

İnce belli bardak kırılıp, un ufak oluyor bu analiz karşısında…

Ekonomik savaş mı var? Bu papaz yüzünde mi oldu tüm bunlar? Amerika el altından bizi çökertmeye mi çalışıyor? Doları bir balistik füze gibi tepemizde mi patlatıyorlar? Yoksa başka sorunlarımız mı var? Her ne oluyorsa durumu net biçimde anlamak için uğraşıyor herkes.

Amerikan şirketleriyle toplantılar, siyaset ve ticaret ayrımı, McKinsey ile çalışmak… Açıklamalar ve yapılanlar rasyonel ama kafalar daha da karıştı. Şimdi yabancı devletlerle, şirketlerle, mahfillerle ekonomik savaş içinde değil miyiz?

Eğer savaş içindeysek bir vatandaş olarak bana düşen nedir? Ne yapmam lazım?

Anladığım tasarruf yapmalıyım. Tamam 5 TL’lik çay içmeyeceğim artık.

Hepimiz üzerimize düşeni yapalım.

Ancak biri de ortadaki durumu, bizim gibilerin anlayacağı dilde, net bir şekilde anlatsın da anlayalım.