Alkışlar Ertuğrul Özkök için

Kavgalardan uzak kalmak için yaşayan hayatı yazmaya başlayan Ertuğrul Özkök, bugünkü köşe yazısıyla alkışı hak ediyor.

Kim söylemişti hatırlamıyorum ama mealen şöyle bir özdeyişti:

“Bir nesli kurtarmak istiyorsan çocukları eğit, gelecek nesilleri kurtarmak istiyorsan anneleri eğit”…

*

Kabul…

Gazeteci ve haliyle gazetenin (Televizyon, radyo ve internet) görevi kamuoyunu bilgi sahibi yapmak…

*

Peki…

Sadece bilgi yeter mi kamuoyu görevi yapmaya?..

Eğitilmemiş…

Okuduğu, dinlediği ya da izlediği haberin yorumunu yapamayan…

Gideceği yolların (Siyasi, sosyal, iktisadi v.s. tercihlerinin) doğruluğundan emin olamayan…

Hızlı ve fakat doğru karar veremeyen yurttaşların sadece bilgi sahibi olmaları o ülkenin insanî ve ekonomik gelişimini gerçekleştirmesi için kafi mi?..

Tabii ki değil…

*

O halde medyaya düşen diğer en önemli görev, kamuoyunu eğitmek olmalı…

Hatta yemek yeme kültüründen, inanç kültürüne…

Sokakta yürüme kültüründen, kapalı mekânda davranma kültürüne…

Herhangi bir salon gösterisini izleme kültüründen, kutsal mekân kültürüne kadar her konuda eğitilmeli…

*

Ve ille de televizyonlar…

Bilhassa annelerin en çok ekran başında olduğu saatlerde hem çocuklarını ve hem de kendilerini nasıl eğitmeleri gerektiği konularında “görüntülü” olarak bilgilendirmeli.

*

Bu kadar girişten sonra asıl konuma gelebilirim…

*

Ertuğrul Özkök günlük ve kısır, sinir bozucu siyasi kavgalardan uzak kalmak için yaşayan hayatı yazmaya başladı.

Çok da iyi yapıyor…

Çünkü siyasi kavgalarda taraf olmak ya da ve hatta tarafsız kalmak bile kamuoyunu eğitmekten öte, insanlarımızı birbirine daha çok düşmanlaştırıyor.

Oysa Özkök yaşayan ve tabii ki hepimizin yaşadığı hayatı yazarken okurlarını hem farklı konularda bilgi sahibi yapıyor ve hem de eğitim veriyor…

*

Bugünkü Hürriyet’te “'Hımar'lı kadına tacizin film olarak senaryosu” başlığı altında yayımlanan yazısında gerçek bir olayın diyaloglarını yazmış sadece…

O diyalogları duymuş mu?..

Tabii ki bizzat duymamış ama savcılık ifadelerinden derlediği bilgilerle nasıl olmuş olabileceğini hayal edip de yazmış diyalogları…

*

Harika bir yazı…

Özkök, bir kadının çaresizliğine rağmen küstah, edepsiz, fırsat düşkünü ve sapık bir erkeğe karşı nasıl mücadele etmesi gerektiğini iki çocuklu Suriyeli bir mülteci kadının yiğitliğiyle anlatıyor.

*

Bizim kadınlarımızın çoğu ise tecavüz ya da taciz mağduru olduklarında, sapığı şikâyet edemezler…

Neden?..

“Dişi köpek kuyruğunu sallamadan erkek köpek peşinden gitmez” gibi saçma, aptalca, kadın düşmanı bir atasözünün etkisinde kalmış erkek yüzünden…

Neden?..

Sapığın değil de kendisinin suçlanacağından korktuğu için…

*

Tebrikler Özkök…

Boş ver siyaseti…

İşte böyle ve bu olayları yaz, halkımızı ve bilhassa geleceğimizi yetiştirecek olan kadınlarımızı eğit…

Alkışlarım senin için…