Ahmet Şık'a göre AKP-Cemaat savaşının ilk işareti Taraf'taki bölünme

Ahmet Şık, Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda isimli yeni kitabında AK Parti ile Cemaat'in arasındaki savaşta ilk muharebenin Taraf gazetesinde yaşandığını yazdı.

GAZETECİLER.COM - ÖZEL İÇERİK

Oda TV davası kapsamında tutuklanıp yargılanan ve bir yıla cezaevinde kalan Gazeteci yazar Ahmet Şık, Cemaat ile Hükümet kavgası sonrasında süreci değerlendirdiği kitabı ile okur karşısına çıktı.

İmamın Ordusu isimli kitap çalışması baskıya hazırlanırken tutuklanan ve kitabı polis tarafından toplatılıp, Başbakan Erdoğan tarafından "bombadan daha tehlikeli kitalar var" diye nitelenen Ahmet Şık, 17 Aralık sonrasında sürecini ele alan yeni kitabına "Paralel yürüdük biz bu yollarda" ismini verdi.

620 sayfalık kapsamlı çalışmasında Ahmet Şık, "Siyasal İslamın iktidar yolculuğu" başlıklı ilk bölüm Bediüzzaman Said-i Nursi'nin ölümü ile başlatıyor. Aynı anda iki farklı hikayenin içiçe geçmiş bir şekilde anlatıldığı kitapta bir yanda Fethullah Gülen'in Nur Cemaati içinde yeni bir Cemaatin temellerini atışı, diğer yandan da Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet, gibi partiler çatısı altında örgütlenen milli görüş çizgisinin içinde gelişen ama yeni bir kimlik ile ortaya çıkan Ak Parti'nin hikayesi anlatılıyor. 

Üç bölümden oluşan kitabın ikinci bölümü "Önce İttifak sonra Savaş"; üçüncü bölümü  ise "Yolsuzluk ve Rüşvet Batağında bir İktidar" adını taşıyor.

İKTİDAR ORTAĞIYDILAR

Ak Parti ve Gülen Cemaati'nin yakın zamanka kadar, Türkiye'yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağı olduğundan yola çıkan Ahmet Şık,  "Devleti Soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuka ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı." yorumunu yapıyor kitabında.

SAVAŞIN İLK İŞARETİ: TARAF'TAKİ BÖLÜNME

AKP-Cemaat ittifakı nasıl dağıldı? alt başlığını taşıyan kitaptan bizim dikkatimizi çeken bölümlerden biri ise Ahmet Şık'ın Taraf gazetesini Ak Parti-Cemaat kavgasında ilginç bir yere oturtuyor olması.

Savaşın ilk işareti Taraf'taki bölünme başlığını taşıyan bölümde Ahmet Şık, "AKP-Cemaat ayrışmasının giderek derinleşeceğinin ilk işaretini Taraf gazetesindeki fikir ayrılıkları ve bölünmelerden okumak da mümkün. Ya da AKP-Cemaat ittifakının dağılacağının ilk işaretini Taraf gazetesi vermişti denilebilir." dedikten sonra  şöyle devam ediyor:

"Ergenekon soruşturmalarıyla devletin sahiplerinin el değişiminde ve böylece rejimin değiştirilmesi sürecinin hayata geçmesinde önemli rol üstlenen Taraf, 2012 sonuna doğru gazete içi polemiklerle gündemdeydi. Tıpkı, Tayyip Erdoğan gibi seveni de nefret edeni de çok olan gazete ya da kimi yazarların adının geçmediği bir tartışma hiç eksik olmuyordu.

TEK ORTAK ÖZELLİKLERİ KENDİLERİNİ TARAF'LA VAR ETMELERİ DEĞİL

Aynı anda hem bu kadar sevilmek hem de bu kadar nefret öznesi olmak, Türkiye gazetecilik ve siyaset tarihinde ender rastlanan bir durumdu. Yaşanan artışmalı süreç sonunda her biri tesbih haneleri gibi dağılan ve birbirlerini de geçmişte başkalarına yaptığı biçimde Ergenekoncu ya da darbeci olmakla suçlayan pek çok ismin ortak özellikleri kendilerini Taraf'la var etmeleri ve sadece nefret öznesi olmaları değildi.

Her biri, yakın dönemin kontrgerilla örgütü olan Cemaat ile al takke ver külah ilişkili olmalarıydı...

Polis ve yargıda örgütlü olan bu gücün derin devletle, darbecilerle hesaplaşılıyor yalanıyla yaşattığı ger hukuksuzluğu, her adaletsizliği meşru kılma gayretleriydi...

"Ama" diye başlayan cümlelerle herkesin siyasi kimliğine göre oluşturulan, Kürtler için KCK geriye kalanlar içinse Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargah isimleriyle anılan torbalara doldurularak, komplolarla örülü davaların sanığı haline getirilen insanları infaz etmeleriydi...

Hapishanelerde çütürcesine unuturma gayretleriydi...

Taraf ve gazetenin köşe sahiplerinin günah listesi ayrı bir kitabın konusu olacak kadar uzun. Şimdilik uzatmaya gerek de yok."

ASKERİ VESAYETİ BİTİRMEK İÇİN SİVİL FAŞİZMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK 

"Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ın uzun zamandır Tayyip Erdoğan ve hükümete yönelik muhalif tutumunun, Kürt meselesi ekreninde kimi yazarlara da sirayet etmesi ile gazete yazarları da pozisyon almaya başlamıştı." diyen Ahmet Şık'a göre "bütün kibiriyle topa giren" Alper Görmüş'ü niyet okumakla suçlayan Ahmet Altan'ın ve gazetenin "kağıt üstündeki patronu" dediği Başar Arslan'ın "askeri vesayeti bitirme" gayreti ile sivil faşizmin değirmenine su taşıyordu.

DARBELER İLE MÜCADELE EDEN GAZETEDE BİR İÇ DARBE

"Darbelerle, darbenin asli unsuru olan askerlerle mücadele ettiğini ileri süren bir gazerende darbe girişimi gerçekten ironikti." diyen Ahmet Şık şöyle sürdürüyor Taraf'ın yaşadığı o dönemi anlatırken sözlerini:

"Ülkede yaşanan kırılmalardan yola çıkarak, 'Biz de kendi aramızda ayrışıyoruz ve üslüp da giderek ağırlaşıyor' diye yazan Ahmet Altan'ın gazetesinde yaşanan bu son kavga, düşündüğü kadar naid değildi İstenen çık açıktı: Ya Ahmet Altan ya da diğerleri gidecekti. Çünkü Altan'ın dediği gibi ne 'zekaya, zarafete, saygıya, terbiyeye uygun olmayan' yazılar kaleme alan Yıldıray Oğur ne de yanlış niyet okuması yaptığını düşündüğü Alper Görmüş'ün gazetenin manşetler ve haberlerini kullanışlı bir tarzda yorumlamayla dertleri vardı."

(...)

SAVAŞIN BÜYÜYECEĞİNİ ANLAYANLAR İSTİFA ETTİ

"Taraf'ta Kürt meselesine bakışla ilgili gibi görünen fikri ayrılık, 15 Aralık 2014'de Ahmet Altan'ın istifası ile sonuçlandı.

Ancak, Altan'ın istifasının gerekçesi romantize edilimiş bir biçimde 'romanlarını yazabilmek için' diye açıklamıştı Yakın ekibinden kimi isimler de Altan'ın aytılmasını ferekçe göstererek ayrıldılar. Görünen gerçekle esas arasındaki fark ise AKP-Cemaat savaşının büyüdüğü dönemde ortaya çıkmıştı. Savaşın büyeceğinin işaretini herkesten önce alanlar, ortaya çıkacak günahlarla da yüzleşmekten kaçabilmek adına istifa etmeyi tercih etmişti. Gazetenin başına getirilen Oral Çalışlar da kısa süre sonra koltuğundan olacaktı. Yıllar yılı yanaşmalık yaptığı Cemaat'ten beslenen Çalışlar, derinleşen çatışma sürecinde safını AKP'den yana belirleyeceğinin işaretlerini verince seledi gibi gazeteden ayrılmak zorunda kalmıştı.

KARŞI DEVRİM KENDİ ÇOCUKLARINI DA YEDİ

Taraftaki cemaat uşaklarının neredeyse arkasından teneke çaldıkları Çalışları'ın gidişi ile boşalan yayın yönetmenliği koltuğuna ise Altan'ın ekibinden bir isim olan Neşe Düzel geldi. İlk devrenin mağlupları maçı kazanmış ve gazete Cemaate yakın olanların eline geçmişti. Zaten bu sancılı süreç sonunda AKP-Cemaat koalisyonu da bu iki güç odağının suç ortaklığına ve işledikleri suçlara da kimlik ve meşruiyet sağlayan birçok isim gazeteyle yollarını ayırdı. Cemaatçi olmakla itham edilen Taraf'ta ayrılanların her biri kapağı AKP medyasında atıp rantiyenin beslemeleri olmaya devam ettiler. Kalanları da Cemaatin tetikçiliğini yapmakla suçladılar. Karşı devrim, kendi çocuklarını da yemişti."