Ahmet Kekeç Ayşe Arman'a çaktı; sırıtma Ayşe anlattığım senin hikayendir!

Star yazarı Ahmet Kekeç, şortlu kıza dayak olayında esip gürleyen ancak başörtülü kadına saldırıda sessiz kalan Ahmet Hakan ve Ayşe Arman'ı hedef aldı.

Star yazarı Ahmet Kekeç, şortlu kıza dayak olayında esip gürleyen ancak başörtülü kadına saldırıda sessiz kalan Hürriyet yazarları Ahmet Hakan ve Ayşe Arman'ı yerden yere vurdu.

Ahmet Kekeç'in eleştiri oklarından birisi de yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun elini sıkmayan Meltem Cumbul'a yöneldi.

Ahmet Kekeç, Ataşehir'de başörtülü kadına saldıran maganda hakkında sessiz kaldığını öne sürdüğü Ahmet Hakan ve Ayşe Arman için "Biz niçin durup durup “coşan” Ahmet hakan Coşkun’dan, başörtülü mağdurla ilgili, içinde “müptezel” ve “şerefsiz” geçen coşkun yazılar okumuyoruz. Niçin Ayşe Arman’ı adaleti baskı altında tutan etkinliklerde göremiyoruz?" ifadelerini kullandı.

İşte Ahmet kekeç'in yazısından bir bölüm:


Sırıtma Ayşe! Anlattığım senin hikâyendir!

İki terbiyesiz... İki maganda...

Biri kadın, biri erkek...

Erkek olanı, yolda yürürken, karşıdan gelen bir kıza bilerek ve isteyerek omuz atıyor; kendisine “dikkatli olması” gerektiği hatırlatılınca da, dönüp yumruğu yapıştırıyor.

Görüntüleri sosyal medyadan izlediniz.

Kızcağız yere kapaklanıyor, çantası bir yana, telefonu bir yana savruluyor.

Erkek maganda, hiçbir şey olmamış gibi, dönüp yoluna devam ediyor.

Bu, kimilerine göre vakayı adiyeden sayılması gereken ve muhtemelen benzeri defalarca yaşanmış/yaşanacak olayın üzerinde durmamızın sebebi şu:

Kadınlara yönelik taciz ve saldırılara duyarlı bir kesim var.

İyi ki böyle bir kesim var da, fiil sahiplerine meydanın boş olmadığını hatırlatıyorlar ve adaletin teminine katkıda bulunuyorlar, en azından adaletin hızlanmasını sağlıyorlar, bu konuda “muharrik unsur” oluyorlar...

İyi ki var diyoruz ama bu övgüyü çok da içimize sindiremiyoruz. Çünkü medyasıyla, gazetecisiyle, siyasetçisiyle, kanaat önderiyle, kadın dernekleriyle, hatta bizzat “kadın”ıyla biraz problemli bir kesim bu...

Problemli, çünkü “mağdur” seçiyorlar.

Mağdur başörtüsüz, tercihan “şortlu” olunca, bütün kurumlarıyla harekete geçip, dünyayı fiil sahibine dar ediyorlar.

Mağdur kendi dünyalarına ait biri değilse, hele başörtülüyse, ağızlarını bile açmıyorlar.

Şortlu kız olayını hatırlayacaksınız.

Otobüste, bir magandanın (“meczup” olduğu iddia edilen bir magandanın) saldırısına uğramıştı.

En az bir milyon tweet atıldı, binlerce haber yapıldı, yüzlerce köşe yazısı yazıldı.

İlaveten kadın derneklerinin yaptığı çığırtkan açıklamalar, siyasetçilerin konuyu “yaşam tarzı” üzerinden değerlendiren sorumsuz beyanları, bazı şerefsiz gazetecilerin saldırıyı dinsel ve siyasal bir aidiyetle ilişkilendiren (“AKP iktidara geldi, böyle oldu” diyen)provokatif yazıları...

Hürriyet’in iki gülü, şortlu kız hakkında onlarca yazı yazdılar, konu gündemden düşmesin diye canlarını dişlerine taktılar. Ahmet Hakan Coşkun, hiç yazmadıysa, en az yirmi yazı yazmış, fiil sahibini anasından doğduğuna pişman etmiştir. Ayşe Arman da öyle...

Biz niçin durup durup “coşan” Ahmet hakan Coşkun’dan, başörtülü mağdurla ilgili, içinde “müptezel” ve “şerefsiz” geçen coşkun yazılar okumuyoruz?

Niçin Ayşe Arman’ı adaleti baskı altında tutan etkinliklerde göremiyoruz?

Nedir bu sessizlik?

Mağdur (yani mağdure) başörtülü olduğu için mi?

Saldırgan Tıp Fakültesi’nde okuyan “aydınlanmış” bir kişi olduğu ve kendisine yol vermeyen “kafası örümcek bağlamış” bir kişiyi dayakla tedip etme hakkına sahip bulunduğu için mi?

Hangisi?

Belki de Ayşe Arman’ın kendisi bir başka “magandalık” olayının “yancısı” olduğu ve magandalığı “hak” sayan bir muhitin insanı olduğu için...

Olabilir mi?

Neden olmasın!

Ahmet Kekeç'in yazısının tamamı için tıklayın