Ahmet Hakan'ı Ahmet Hakan'la vurdu!..

Ahmet Hakan, "Her şeye rağmen ölmeyen gazetecilik" dedi... Hıncal Uluç, Ahmet Hakan'ın ölen gazeteciliğini gözler önüne serdi...

Hıncal Uluç son dönemde Ahmet Hakan'ın peşine takıldı...

Sıkı sıkı takip edip, her hatasını tek tek köşesine taşımaya başladı...

Bu sefer de Ahmet Hakan'ı, Ahmet Hakan'ın yazısıyla vurdu!...

Nasıl mı?...

Ahmet Hakan, "Her şeye rağmen ölmeyen gazetecilik" başlığı altında Haymana'da bir lise yurdunda erkek çocukları taciz eden Lise Müdürü'nün Hürriyet4in fikri takip haberiyle tutuklandığını yazdı...

Hıncal Uluç ise, Ahmet Hakan'ı Kanal D Ana Haber'de sömestir tatili öncesi okul servisleriyle ilgili yaptığı haberin takibini okullar tekrar açıldıktan sonra yapmamasına dikkat çekti...

Ve dedi ki "Yapmadı. Fırsatı kaçırdı. O zaman "Fikri takip nerde" diye bir minik sitem ettim.." Ama Ahmet Hakan yine o haberi yapmadı, yaptırmadı!...

Hıncal Uluç da bugün "Gazetecilikte fikri takip!.. İlkeye gel!" başlıklı yazısıyla Ahmet Hakan'ı yerden yere vurdu...

İşte Hıncal Uluç'un o yazısı:

GAZETECİLİKTE FİKRİ TAKİP!.. İLKEYE GEL!..

Ahmet Hakan, sunduğu ana bültende, çok çarpıcı bir haber vermişti.. "Okul servislerinin yüzde 99'ukusurlu.."

Her gün iki defa çocuklarımızı, en kıymetli varlıklarımızı, ülkemizin geleceği çocuklarımız, ne idüğü belirsiz arabalara teslim ediyorduk yani..

Haberi alkışladım.

Aradan bir hafta geçti. Ahmet kardeşim bu defa "Tatil bitti, okullar açıldı" haberi ile girdi bültene..

Bekledim ki, kendi özel haberini izlesin..

O haberden sonra, okullar, aile birlikleri, anneler babalar bir şey yapmış mı, göstersin. Çok kolay, çok basit, çok maliyetsiz bir haberdi..

Yapmadı. Fırsatı kaçırdı. O zaman "Fikri takip nerde" diye bir minik sitem ettim..
O siteme günler günler sonra, bu pazartesi satır arasında yanıt verdi, Ahmet..

"Her şeye rağmen ölmeyen gazetecilik" başlığı altında..

Aynen kendi ifadesi ile şöyle başlıyor yazısı..

"HAYMANA'da bir lise yurdunda erkek öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen okul müdürü.." Ahmet diyor ki..

"Hürriyet konuyu ısrarla, titizlikle, inatla takip etti, en ince detaylarıyla haberleştirdi.

Ve sonunda o müdür, yeniden tutuklandı.

Öyle oturup ağız büzerek (Bu ben oluyorum) 'Gazetecilik öldü, artık habercilik yapılamıyor, fikri takip falan kalmadı, kimsenin gazetecileri taktığı yok' falan diye ağlaşanlar!

İşte bakın:

İyi gazetecilikle nasıl da sonuç alınabiliyor!"

Şimdi Sevgili Ahmet!.

Bir "Masumiyet karinesi" diye bir esas var, Ceza Hukuku'nda.. "Hakkında kesinleşmiş karar çıkana dek herkes masumdur."

O zaman, hukuken masum olan bir şüphelinin tutuklu yargılanmaması esastır. Yasa, tutuklama için özel koşullar belirlemiştir. Ve de bu koşullar arasında "Gazete baskısı" yoktur.

Hukukta, "Senin tutuklun iyidir, benim ki kötüdür" diye bir kıstas olmaz, olamaz.
"Tacizde bulunduğu iddia edilen" diyen de bizzat senken üstelik!.

Sempatizan oldukları için "Niye tutuklu" diye aylarca kıyamet koparanların "Bu karşı kamptan" diye başkalarının tutuklanmasını istemeleri ve yayın yapmaları "Fikri takip" değil, "Çifte standart"tır.

Esas olan herkesin tutuksuz yargılanmasıdır.. Suçu sabitlenene kadar..

Çünkü demokrasilerde "Ceza Yasası" ilkesi şöyledir..

"Bir suçsuz bir gün içerde kalacağına, bin suçlu aramızda dolaşsın!."

İnsan haklarına inanç, insan haklarına saygı budur!.

Ergenekon olduğu iddia edilen davalarda hapisler yatan, rütbeleri sökülen, itibarları iki paralık edilen hem de "Devlet üstün hizmet ödüllü" kahraman subaylarımızın -ki aralarında intihar edenler var-, kaybettiklerini geri getirebilecek bir sistem biliyor musun, Sevgili Dostum!.

O senin ifadenle "Taciz ettiği iddia edilen müdür" milyonda bir de olsa, bir ihtimalle suçsuz çıkarsa, mesela, ne olacak?.

Trafik kazalarında "Bilinçli Taksirle ölüme sebep olmak"tan yargılanan binlerce kişi var. Bir gün bile tutuklanmadan yargılandılar. Bir gün bile yatmadan, serbest kaldılar.. Gir google'a bak..

Ben yıllarca "Bu ülkede adam öldürmenin tek cezasız yolu trafik" diye yazdım. Bu yasa ile uğraştım. Senin gazeten yıllardır tek sütun haber ve sonuna nokta konmuş baş harflerle yazıp geçerken..

Türkiye Barolar Birliği Başkanı olan zat "Yasalarda eksik yok" diye fetvalar verirken..
Ne zaman ki Sinan Çetin'in oğlu "Bilinçli taksirle ölüme sebep olmak"tan mahkemeye düştü, kıyameti kopardınız. Sinan'ın oğlu olmak, sekiz ay tutuklu yargılanma getirdi, medya baskısıyla. Üst sınırdan verilen ceza, İnfaz yasaları gereği Rüzgar'ı tahliye ettirince, gene kıyameti kopardınız. Benzeri binlerce haberde uyuyan, hâlâ da uyumaya devam eden gazeten Sinan'ın oğlu için baskı yaptıkça yaptı. "Verilen ceza az. Daha da verilsin, bir yıl daha yatsın" diye tutturdu adeta ve davayı yeniden açtırdı. Ne fikri takip ama!..

Peki benzeri binlerce, onbinlerce olayda susmak ne oldu, o zaman, Ahmet Hakan, bir izah et bakalım..

Rüzgar'ın asıl günahı "Bilinçli Taksirle ölüme sebep olmak" mı?. Sinan Çetin'in oğlu olmak mı, hele bir söyle!.

Bu nasıl fikri takip, bu nasıl Adalet'tir, hele bir onu da söyle?.