01 Şubat 2010 Pazartesi 13:28
Askeri vesayet mi, Sivil vesayet mi tartışmalarına izninizle kendi adıma bir soru ile nokta koymak istiyorum; Ne fark eder allahaşkına? Ömer Uluç’un ölümü bir son dakika haberi midir? Olmayabilir. Olmayabilir ama aynı anda Galatasarylı bir yabancı futbolcunun Türkiye’den gidişi ile ilgili gelişmeler bir kaç defa son dakika haberi olarak veriliyordu ekranlarda. Oturdum tırnaklarımı yedim bende. Müthiş bir moral bozukluğu... Siyasi bir anaforun içinde, gündem manyağı bir ülkede sürekli yeni çıkan dosyalar, soruşturmalar, gözaltılar ile duygusal anlamda ciddi bir dayak yiyoruz. Üstelik yediğimiz ile kalıyoruz. Bir hafta önce tartıştığımız bir hafta sonra bırakın gündemimizi hayatımızın içinde bile yok. Tüm bu tartışmalar sırasında konuşan yazana çizen zevata yükselen fikirlere bakıyorsunuz en az tartışmalar kadar sığ, çapsız ve yavan. Hadi adını koyalım vasat. Bir süre önce Harp Okulundan ilk üç derecede mezun olan bir dost ilginç bir ankdot anlatmıştı. Harp okulundan ilk üç içinde mezun olan isimlerin Türk ordusu içindeki vasat isimler nedeni ile barınamadığı ve bir çoğunun yükselemeden istifa ettiğini daha doğrusu istifa etmek zorunda kaldığını söylüyordu. Arştırmadan doğrudur diyemem ama şunca siyasi tartışmanın ortasında ekrana çıkan emekli olsalar da zamanında general düzeyine gelmiş isimlerin üsluplarına, açıklamalarına hele bir de zamanında yaptıkları darbe senaryolarının sakilliğine bakınca dostum yalan söylüyor da diyemem. Askeriyenin durumunu genelde emekli olduklarında anlıyoruz oysa siyasetin durumu çok daha ortada. Bugün demokrasiden bahseden şu ya da bu partilerin liderleri arasında parti içi demokrasiyi çalıştıran tek bir tane isim var mı? AK Parti, CHP ya da MHP, BDT tek bir partinin içinde başkana karşı ufacık bir muhalefet barınabilir mi? Barınamaz. Barındırmıyorlar. Şimdi böylesine tiranlaşan demokraside, istediğin kadar hergün çık demokrasi tiradı at kimse yer mi? Tuahfı yiyor işte. Bal gibi de yiyor... Askeriyesi, partisi böyle olunca Futbol kulübü de, federasyonu da aynı vasat değerlerden payına düşeni alıyor. İster İstanbul’da, ister Anadoluda Kulüp Başkanlığı küçük bir tiranlığa tekabül ediyor. Her sabah açıp gazeteleri okuyorum iki saat. Halkına sövüyor köşesinden adam. Aşağılıyor, küfrediyor, kimseden ses yok. Sonrasında kirlenen yalnızca ellerim değil ruhum da payına düşeni alıyor bu kirden. Çitile çitileyebildiğin kadar. Televizyonlarda ciddi ciddi bir gazetecinin katili jüri üyesi yapılır mı yapılmaz mı tartışması yapılıyor. Bunu tartışmak bile zul değil mi? Dünyaya nicedir kapattık kapılarımızı birbirimizi ortakarar yemekle meşguluz. Örnek vermeye yoruluyor insan. Organize taksi dolandırıcılığının yıllardır legal bir rüşvet sisteminde yapıldığı bir ülkede yaşarken biz neyi tartışıyoruz kuzum! Siyasetin Vesayeti mi, Askeriye’nin vesayeti mi, öyle mi? Vasatın vesayetini aşamazken al birini vur ötekine. Biz bunları tartışırken dünya ufukta uzaklaşıyor her geçen gün biraz daha, biraz daha, biraz daha......
www.dipnot.tv
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
İlgili habere henüz yorum eklenmemiştir.
|
© 2009 Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı öneririz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Telefon: (0212) 266 99 99 // Faks: (0212) 266 98 98 Tasarım: Grafiks HABERSitemizin internet reklam çözümleri Medyaguru tarafından yapılmaktadır.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| İnternethaber | Haberciler | Sinemakeyfi | Gazeteciler | İnternetspor | Gazeteoku |