MANŞETLER İÇİN TIKLAYIN
mustafa balbay, ergenekon, tuncay özkan, duygu dikmenoğlu, balçiçek pamir
Mustafa Balbay ile 'yürek sızlatan' söyleşi
09 Şubat 2010 Salı 13:27
Cezaevinde... Bir çok gazeteci adını anmıyor; Ergenekoncu derler diye... Balçiçek Pamir işte o isimle görüştü...

GAZETECİLER.COM- Habertürk'den Balçiçek Pamir yine harika bir söyleşi ile güne imzasını attı... Bu kez cezaevindeki Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay ile konuşmuş...
Ama öyle yasal değil...
İllegal bir söyleşi...
Önce Ergenekon duruşmalarına dair izlenimlerini aktarıyor...
Okunmaya değer, meraklısı için... 

BALBAY'A POĞAÇA GETİREN KADINLAR

Duruşma salonunun girişi kalabalık… Mustafa Balbay’ın okuyucuları gelmiş. Çoğunluk kadın. Bu arada sakın tek bir gün için oradalar zannetmeyin, hiçbir davayı kaçırmıyorlar. Şaka değil. Balbay’a kitap, ev yapımı poğaça, çörek falan getirmişler.  

Koca bir mahkeme salonu düşünün, en düzenli, en temiz en moderninden. Hakimlerin oturduğu yerin iki yanına iki dev video wall konulmuş, konuşanların görüntüleri için… Ortada tutuklu yargılanan sanıklar… Davalar ilk başladığında çizimleri yayınlamıştık, hatırlarsanız. En önde Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay var. Biraz geride sıraya dizilmiş diğer tutuklular… Korkut Eken’e gözüm takıldı bir ara… Elinde dosyalar, kocaman çantalar. O bölümün hemen arkasında tutuksuz yargılanan sanıklar oturmuş.

En önde Emin Şirin. Gülümseyerek el salladı uzaktan, “Bak halime. Gel, git olduk!” diye seslendi. En arkada ise sanık yakınlarına ayrılmış koca bir bölüm. Türk-metal sendikası Başkanı 71 yaşındaki Mustafa Özbek’in oğlu gelini ve torunları gelmiş. Uzaktan el sallaşıyorlardı. Torunların neşeni hiç bitmedi. 

TUNCAY ÖZKAN'IN SEVGİLİSİ ORDA

Tuncay Özkan’ı görmeye ise sevgilisi Duygu Dikmenoğlu gelmiş. Ne yalan söyleyeyim güzelliğiyle salona başka bir hava katmıştı. Ve en geride biz, gazeteciler… Ben acemi tabii, ona buna soruyorum işleyişi… Bu arada unutmadan, bunca şaşanın içinde, bir de 15 dakikada bir sanıkların etrafında nöbet tutan jandarmaların yer değiştiriş durumu vardı. Ritüel görülmeye değer.

İTİRAZ EDİP DURMA AVUKAT

Sanık kürsüsündeki isim Osman Gürbüz, namı-ı diğer Hacı. Kesinlikle kabul etmiyor bu lakabı, sol tarafındaki iki savcı soruyor, o biraz gergin cevap veriyordu. Sağ tarafta bulunan kalabalık avukat ordusunun içinden sürekli ayağa kalkıp itiraz eden avukatına seslendi ve tüm salonu güldürdü: “Sen de sürekli itiraz edip durma!”

Salonda sinirler gergin, bıkkın, ümitsiz bir bekleyiş var sanık yakınlarında.
Öğleye doğru bir ara verildi. O sırada sanık yakınları kapı önündü toplanmaya başladı. Meğer 1 saatlik arada akrabalara, yakınlara görüşme imkanı varmış.
İşte o andır benim Mustafa Balbay ile görüşme şansını yakaladığım an. Bütün görevlilerden özür diliyorum ama meslektaşımla konuştuklarımı yazmak zorundayım.

MUSTAFA BALBAY İLE KAÇAK SÖYLEŞİ

“Hapiste zaman kavramını ve kızma duygumu yitirdim”

Daha önce hiç yüz yüze gelmedik. Telefonda bile konuşmadık. Ben onu o beni yazılarımızdan tanıyoruz. Gözleri parıldadı beni görünce, “gel gel” işareti yaptı uzaktan. Karşı karşıya geldik, kucaklaştık. Hemen karşısına oturdum. Diz dize oturduk bir süre. İnsan soramıyor hemen. Oysa sormalıyım. Hem orada bulunmam yasak, hem de vaktim yok. “Nasılsın?” dedim önce. “Siz” demek gelmedi içimden orada, o durumda, olmazdı, fazla resmi. Memnun oldu, gülümsedi;
 
Zaman kavramı bitti Balçiçek” dedi. Bir önceki duruşmada tahliye çıkacağını düşünüyorduk. Kızım gelmiş, Yağmur, karnesini getirmiş bana. Çıkmadı o tahliye. Kızım ağlamadı bile. Ama ben takvimimi yitirdim. Takvimim yok artık.

Yutkundum. Bilmiyor ki Balbay, biraz önce kızının babasından ayrıldıktan sonra, dışarıda nasıl katıla katıla ağladığının hikayesini dinlediğimi. “Ümitsiz misin yani?” diye üsteledim… “Hayır, hayır” dedi.  Mustafa Balbay televizyonlardan da alışık olduğumuz gibi heyecanlı, el kol işaretleriyle konuşmaya başladı.

YEMEKLERİ BEN YAPIYORUM...

-Önce şartlar nasıl? Yani kiminle kalıyorsun, nasıl geçiyor günler?
-İşçi Partisi Genel Sekreteri Nusret Senem’le birlikteyiz. Ama korkunç bir yalnızlaştırma var Balçiçek. 5 odalı bir koğuşta iki kişiyiz sadece. Başka mahkumlarla haftada bir de olsa görüşme hakkımız var ama bu hakkımızdan yararlandırmıyorlar.

-İtiraz ettiniz mi?
-Tabii ettik. Ama nafile. Müthiş yalnızlaştırma politikası var. Ben de kendimi kitaplara adadım. Her hafta 1000 sayfa okumak gibi bir hedefim var. Bu aralar Bernard Shaw oukuyorum. Rahmetli Eczacıbaşı harika bir derleme yapmış. Anadolu’nun 13.yy’ına taktım kafayı, onunla ilgili kitaplar okuyorum. Eskinde beri ilgim vardı. Kendi kendime “Zorunlu bir okuma seansı oldu bu” diyorum. 

-Peki yeme-içme?
-Yemekleri ben yapıyorum, Nusret Senem sofrayı kuruyor. Yemek dediğim karavana tabii. Çıkan ne varsa kendi kendimize karıştırıp ağız tadımıza uyduruyoruz. Haftada bir de kantinden bir şeyler alabiliyoruz.

-Nasıl pişiriyorsunuz?
-Mesela bulgur, pirinç pilavı ve nohut var. Hepsini karıştırıp pilav kebap yapıyoruz. Bir çay semaverimiz var. Onun üstüne koyup buharda pişiriyoruz. Acayip sağlıklı besleniyoruz yani. (gülüyor)

-Uzun sürmez mi?
-Biz de başında öyle düşündük, uzar bu iş dedik. Sonra bir de baktık ki zamanımız var! (gülüyor) Günde 1,5 saat yürüyüş yapıyorum. Sonra kültür-0 fizik çalışıyorum. 5 kiloluk su şişelerini kendime halter yaptım. Fırça sapıyla bel kol hareketleri yapıyorum. 2-B sağlıklı kalsın. Beden ve beyin… Başka türlü ayakta duramam. Saat beş oldu mu senin programın başına otururum, hiç kaçırmam. Melih Gökçek biraz gergin oldu, İlyas Salman sohbeti güzeldi.

KIZGINLIKLARIMDA VAR, KIRGINLIKLARIM DA...
OĞLUNU NEDEN GÖREMEDİ? Diğer sayfada...

Bu haber toplam (9667) defa okunmuştur.
  • HABERİ EKLE :
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Tusul
Toplam (6) adet yorum eklenmiştir.
pobeditel / sutten cikmis ak kasik
it iti isirmaz, burduru da biliriz burdurlulari da biliriz. kanalturk de emin colasanla giydiriyordunuz millete, hukumete. ya sizin diyarbakirda millete yedirdiklerinizin hesabini kim verecek, milletin basina pkk yi siz musallat ettiniz.
10 Şubat 2010 Çarşamba 03:25
memleketli / İnsafsızlar
Bunların Balyoz planlarında hesapladıkları gibi yüzbinleri stadlara dolduruca, kışlaları askeri hapisane yapıp milleti aynı Diyarbakır sıkıyönetim hapishanelerindeki gibi elektriğe tutup, şişeye oturtunca iyi mi olacaktı. Onlara yüreğiniz sızlamıyor, ama darbe planlamaktan hapiste yatanlara yüreğiniz sızlayabilyor. Sizin hak ve hakkaniyet anlayışınız bitmiş, sıfırlanmış. Darbe olunca elini ovuşturacak, iyi ki asker geldi diye göbek atacak tiplersiniz hepiniz. Çok seviyorsanız Silivride yer bol..
10 Şubat 2010 Çarşamba 02:00
memleketli / Bunlar darbe yapınca stadlara istif edilecek yüzbinlere ne olacak peki...
Aşağıda Balbay ve taifesine ağıt yakanlara sesleniyorum: 1980 öncesi gibi halkı birbirine kırdırıp darbenin "daldaki armut gibi" olgunlaşmasını bekleyen ve sonra da kanlı darbelerini yapıp yüzbinleri hapislere, stadlara istif etmeyi planlayanların herşeyi Balyoz planıyla ortaya döküldü. Askere yalakalık yapan, şeyh uçmaz müridi uçurur fehvasınca bunların şakşakçılığını yapan, vatan elden gidiyor, 1919'dan daha kötü durumdayız diye bir taraflarını yırtanlardan başlayarak temizlik yapılmalıdır.
10 Şubat 2010 Çarşamba 01:58
naviman / yürekleri,sızlamayanlar
balçiçek hanım,balbayın nasıl bir(kurucu irade?,ideoloji?,statüko)darbeci postal yalayıcısı olduğunu anlamadıysa(realist değil,çok yazık) veya anladıysa meslektaş dayanıışması adına balbayı maadur,mazlum(gösterip) edebiyatıyla darbecilere yakın olduğunu kamufle etmeye çalışmaktadır.balbay gibi gazeteciler ile aralarına mesafe koyan(dürüst,demokrat,realist) gazetecileri tebrik edeiyorum.balçiçek ataklı,zileli,türenç,sirmen ve türevlerini gücendirmek adına mesleki dayanışma(kamuflaj)lı dayanışmaya
09 Şubat 2010 Salı 18:32
korsannar / eline sağlık balçiçek pamir
sen ki yazında belirtmişsin mustafa balbay la yüzyüze tanışmamışsın bile ve gidip bu röportajı yapabilmişsin.korku herkesi çepeçevre sarmış.mustafa balbay ı yıllardır okuyorum pazar günleride art tv de kaçırmıyordum hiç bir proğramını.bugün sabah gazeteyi elime aldığımda mustafa balbay dan getirdiğiniz haberleri gözüm yaşlı okudum ve tşk etmek istedim.sağolun.eline yüreğine sağlık..
09 Şubat 2010 Salı 16:33