Banker Kastelli, Ertuğrul Akbay ve Mehmet Türker

Banker Kastelli, Ertuğrul Akbay ve Mehmet Türker

Rahmetli Cevher Özden (Banker Kastelli) medya dünyasını en iyi tanıyan işadamlarından biriydi.
Hele bir de zirveyi görüp de en dibe düştükten sonra kimin ne mal olduğunu uluorta söyler, bağıra çağıra küfürler savururdu.
Onlardan biri bugün SÖZCÜ'nün gerçek sahibi Ertuğrul Akbay...
Bir diğeri ise aynı gazetenin yazarlarından Mehmet Tüker'di.
Ertuğrul Akbay o zamanlar seyrek de olsa Kastelli'ye telefon eder şakalaşırlardı...
Ama daha sık Cevher Özden arardı onu…

Çünkü…
Ertuğrul Akbay o günlerde A 4 büyüklüğünde bir dosya kâğıdına kimi işadamlarının özel hayatlarına ilişkin hiçbir yerde yayımlanmamış fotoğrafların yer aldığı bir günlük(!) gazete çıkarırdı...
Gazetenin en büyük özelliği, hazırlanan nüshaların yayımlanmadan önce, gazetede(!) fotoğrafı ve aleyhinde haberler yer alan işadamlarına faks ile gönderilmesiydi...
Aleyhinde fotoğraf ve haber yapılanlardan biri de Cevher Özden olurdu sık sık...
Ve Kastelli hemen telefona sarılır (cep telefonu kullanımı bugünkü kadar yaygın değildi), Akbay'ın işyeri telefonunu arardı...
Önce kocaman bir kahkahası kaplardı salonun içini...
Sonra da "Gölge Adam" demek yerine, "Ulan utanmaz adam!" der bir kocaman kahkaha daha atardı...
Sonra da haberi umursamadığını ama eski günlerin hatırına da olsa yayımlamazsa memnun olacağını söylerdi...
Ertuğrul'un neler söylediğini işitmem için ise telefonun vericisini kulağından uzaklaştırır bana doğru tutardı...
Ertuğrul’un telefonda Özden’den neler istediklerini burada yazamam tabii ki...
İlerleyen yıllarda Ertuğrul'la yakın arkadaş olduk...
Bunları ona da anlatır gülerdik...
Cevher Özden için iyi şeyler söyler ama kendisinin mesleğinin de gazetecilik olduğunu hatırlatır, "elime özel haber geçirmişsem istese anam olsun, babam olsun hiç dinlemem yayımlarım" derdi...
Ama nedense bazı işadamlarını anasından babasından daha çok seviyor olmalı ki; Kastelli ile dost olanlarından kimilerine de gönderilen ön nüshadaki haber asıl nüshada yayımlanmazdı...

Mehmet Türker'e gelince...
Kastelli'nin aleyhinde en ağır konuştuğu gazeteciydi.
Meydan'da (Doğan Gurubu) yazıyordu o zamanlar...
Ondan lâf açıldığında ise "Turizmci/Tüccar Gazeteci" der; İstanbul/Şile'de sahibi olduğu oteli nasıl inşa ettiğini anlatırdı.
Ve tabii ki kendi katkılarını da söylerdi...
Nereden mi geldi aklıma?..
Köşesini okumadığım ya da ancak bir okur veya dostun hatırlatması, "bir göz atsan" demesi üzerine "göz attığım" yazarlardan biridir Mehmet Türker…

Bugün de...
Ahmet Kekeç'in yazısından sonra göz attım...
Sadece bugün “İmralı’ya başkanlık sarayı!..” başlığı altında yazdığına değil, daha önceki üç-dört yazısına da göz attım…
Mehmet Ocaktan nasıl ki her makalesinde Edoğan’a övgüler düzüyorsa Mehmet Türker de her makalesinde Başbakan’a “ağır hakaretler” ediyor…
Tamam kabul…
Ocaktan’ın yaptığı gazetecilik yanlış…
Ama Ocaktan muhalif siyasetçilere küfür ve hakaret etmiyor…
Yani muhalif siyasetçi ve gazetecilere karşı son derecede nazik…
Oysa Sözcü ve yazarları (ki Çölaşan ile Türker bilhassa) Başbakan ve iktidara destek veren yazarlara karşı hem çok saygısız davranıyor hem de çok hakaret ediyorlar…
Türker’in yazdıklarını okuyunca; Cevher Özden’in yazmam için hayatını anlatırken teybime kaydettiğim sırada Mehmet Bey için kullandığı sıfatlar ve kurduğu cümleler yankılandı kulaklarımda…
Ve ses tonu…
Vay beeee!..
Yayınladıkları değil yapıp da yayınlamadıkları haber ve yorumlarıyla büyük servet sahibi olan bu tip adamlar gazeteciyse eğer, aybaşını zor getiren, yaptıkları haberler yüzünden başları belâya giren ve genellikle de kovulan namuslu meslektaşlarıma ne demeliyim acaba?..