İklim Ayfer Bayraktar yerli Alex Forrest mi?

ADNAN BERK OKAN

Fatal Attraction

Sinemalarımızda “Öldüren Cazibe” adıyla gösterildi…
Gleen Cloose’un oynadığı Alex Forrest; Michael Douglas’ın canlandırdığı Dan Gallagher’ı baştan çıkarıyordu...
Gelin görün ki bizde perdeye aktarılan "yerli çekim", yazılan senaryoya uymadı...
Daha doğrusu bizim yerli Alex Forrest, yerli Dan Gallagher’ı baştan çıkarmayı başaramadı (hem de senaryoya rağmen)…
Doğru tahmin etiniz…
Bizim yerli Alex Forrest’imiz İklim Ayfer Kaleli Bayraktar
Dan Gallagher da Deniz Baykal olmuş oluyor haliyle...
İklim Hanım tip olarak da Merryl Streep, Gleen Cloose karışımı bir şey…
“Tehlikeli, ihtiraslı”…
Deniz Baykal
da Michael Doglas'laştırılmış bir siyasi özne...


Kim bu İklim Ayfer Kaleli Bayraktar?

Şimdi…
Kim bu İklim Ayfer Kaleli Bayraktar?..
Kendisi “Gazeteciyim” diyor…
Polis onun ifadesini “Gazeteci” olarak alıyor…
Savcı onu “Gazeteci” kimliğini ön plâna çıkarıp sorguluyor…
Fatih Altaylı, klasikleşmiş TekeTek'te onu "Gazeteci" diye tanıtıyor...
Ve...
Perşembe klâsiği "TekeTek özel"de tekrar yayınlatıyor...

                                      *

Oysa ortada ne “Polis” var, ne “Savcı”, ne de “Gazeteci”…
Ortada; siyasetin, siyasetçinin “yarattığı” yeni bir “insan tipi” var
Bu yeni insan tipi;
* Siyasetçi için düşünüyor…
* Siyasetçi için öğreniyor
* Siyasetçi için çalışıyor
* Siyasetçi için “Haber üretiyor”
* Siyasetçi için “Nefes alıyor”…
Ve…
* Siyasetçi için “ölecek”...
Ve...
* Öldüğünde mezar taşında "Gazeteci" yazacak...
Felâket!..

                                      *

İklim Ayfer Kaleli Bayraktar, “Yeni Tip Gazeteci”…
* Siyasetçi için düşünen,
* Siyasetçi için öğrenen,
* Siyasetçi için çalışan,
* Siyasetçi için haber üreten,
* Siyasetçi için nefes alan gazeteci
Ve...
Elinde 4 tane "Bomba haber" saklayan bir "canlı bomba"...
Hani derler ya...
"Gazeteci yaptığı değil, yapmadığı haberden para kazanır"...
Aynen öyle...
İklim Hanım "elimde bomba var ha!" mesajını hem de Fatih Altaylı'ın desteğinde verdi...

Nagehan da "Yeni İnsan Tipi" mi?..

Meselâ…
İklim Hanım kendisini sorgulayan Savcı’ya, polis dinlemeye takılan “Büyük Balık”ın adını vermemiş olamaz (Savcı da sormamış olamaz. Sormadıysa işini yapmış sayılamaz)…
Ama…
Nedense, Bayraktar’ın Deniz Baykal’a attığı çamur konuşuluyor sadece…
Aynı gün Nagehan Alçı bir TV ekranında Türkiye kamuoyuna o "dedikodu"yu duyurdu…
Hem de Deniz Baykal'ı koruyormuş gibi "Duygusal Hanımefendi"yi oynayarak yaptı bunu...
Ama…
Nagehan, kendini “gazeteci” olarak tanıtan Bayraktar’ın adını Savcı'ya verdiği Ak Partili “Büyük Balık”ın kim olduğunu söylemedi…

                                      *

Amman ha!..
Sakın ola kalkıp da “Büyük Balık”la ilgili iddiaya inanmamıştır demeyin…
Müddei aynı…
İklim Ayfer Bayraktar…
İddia sahibinin haklarında “çirkin” iddiada bulunduklarından biri CHP’li, diğeri ise Ak Partili
Ve ister istemez düşünüyorsunuz:
Nagehan da giderek "Yeni İnsan Tipi" arasına mı katılıyor?..

                                      *

“Savcı Büyük Balık’ın adını vermemiştir” diyorsanız o zaman da ben sorarım:
Deniz Baykal
’a atılan çamuru sızdıran (savcı veya savcılık kalemi çalışanları), Ak Partili Büyük Balık’ın adını niçin vermiyor?…
Bu durumda "Yargı" da "Yeni İnsan Tipi" sınıfına girmiş olmuyor mu?..
Siyasetçi için düşünen, siyasetçi için öğrenen, siyasetçi için çalışan, siyasetçi için haber üreten, siyasetçi için nefes alan...


Bu nasıl "Gizli" dosya?..

 Ve…
“Vallahi ben çok iyi bir gazeteciyim” diye çırpınan Ayfer Hanım neden sadece Deniz Baykal’ın kendisini “taciz” ettiği “inanılmaz” iddiasını sürekli seslendiriyor?..
Da...
“Büyük Balık”ın adını ağzına bile almıyor?...
Neden Ayfer Hanım neden?..
Yoksa o konuda susarsan “Tutuklanma talebiyle” yargılanmayacağın garantisi verildiği için mi?..

                                      *

Ve geleyim, üzerine kendi el yazılarıyla “Çok Gizli” yazan savcıların o dosyadan bilgi sızdırması ayıbına…
Sevgili savcılar!..
Bu çirkinliği yapmaya utanmıyor musunuz?..
Hem üzerine "GİZLİ" yazıp hem de o "gizli" bilgileri yandaşınız olan veya kullanılmaya müsait gazetecilere vermeye vicdanınız nasıl izin veriyor?..
Aslına bakarsanız size "sitem" etmek boş, bomboş...
Suya yazı yazmak gibi bir şey...
Çünkü asıl suç tabii ki Mecliste...
Alkollü içeceklerin internet üzerinden satın alınmasını bile yasaklamak akıllarına geliyor...
Ama...

                                      *

Gözlerini "para hırsı" bürümüş "siyasetçi kölesi" savcıları "sızdırdıkları bilgilerden" dolayı yargılayıp hapse atacak bir yasal düzenleme yapmayı akıl edemiyorlar...
O zaman da "ilkeli, dürüst, haysiyetli, namuslu, siyasetçinin etkisi altında kalmayan savcılar" da yok yere "karalanmış" oluyor...
Böyle bir yasa çıkarılmazsa bu çirkinlikler, bu iğrençlikler sürüp gidecektir…
Savcılar yine çok gizli bilgilerin işlerine gelenlerini, o çirkinliğe ortak olmaya hazır gazetecilere sızdıracaklar(!)…
O gazeteciler de bu iğrençlikleri kamuoyuna duyurduktan sonra, kendilerini “Parlamenter” olarak iktidar partisinden meclise atıp ayıplarının üstünü örtecekler...
Ve...
Dokunulmazlık zırhına bürünüp yırtacaklardır…
Bu arada muhalefet de “Ergenekon” adı verilen dosyanın "Şüphelilerini" aday yapacak...
Ve...
Bağırsaklarını temizlemek(!) için yola çıkan Türkiye'nin bağırsakları foseptik çukuruna dönüşecek...
Milletçe...
Bu foseptiğe dönüşmüş bağırsak kokusu saracak güzelim Meclisi...


Hem müddei hem şüpheli milletvekili olursa!..

Yani…
(İddialar yalansa) Yalanı uyduranlar da milletvekili olacak…
(İddialar doğruysa) “Şüpheli” konumundan “mahkûm” konumuna geçecek olan gazeteciler de milletvekili olacak?..
İyi ama sorayım o zaman?..
İddia eden ve şüpheli olarak tutuklu yargılanan taraflardan ikisi de milletvekili olarak “Dokunulmazlık” zırhına bürünecekse…
Bu yargı bu haltı neden yemiş olacak o zaman?..

                                      *

Bu ne menem gazeteciliktir böyle?..
Kendinize gelin arkadaşlar…
Savcı veya polis tarafından kullanıldığınızı göremiyor musunuz?..
Sizler gazetecisiniz; “Kurye” değil…
Sizler gazetecisiniz, siyasetçinin çıkarları için “çamur üreten makine” değil…
Ama ne yazık ki son günlerde “komplocu/şantajcı/Tehditçi/Tetikçi” sözde gazetecilerden farkınız kalmadı?..
Rezillik bu rezillik!..

                                      *

Hey sen!..
Yerli Alex Forrest!..
Sen halen kendini "Gazeteci" olarak tanıtmaya devam edecek misin?..
Ve sen hey Soner Yalçın?..
Bütün bu gerçekler ortada durup dururken; "Beni gazetecilik yaptığım için tutukladılar" diyebilecek misin?..
O halde adama; "Gazeteci balık mı avlar?.. Haber mi?" diye sormazlar mı?

adnanberkokan@gmail.com

www.gazeteciler.com sitesinden 30 Eylül 2014 14:48 Salı günü yazdırılmıştır.