MEDYA KÖŞESİ
ANASAYFA/MEDYA KÖŞESİ/Özkök soruyor: 'Bunları yazan kadın...'

Özkök soruyor: 'Bunları yazan kadın...'

Özkök soruyor: 'Bunları yazan kadın...'

Kitabın akademik tadı, Fransız geleneğinin popüler kültür çizgilerini taşıyor. Referansları pop kültürün sağlam isimleri.

  Eklenme Tarihi: 03 Kasım 2013 10:15 Güncelleme: 03 Kasım 2013 10:15
- - -
Kocanız beni sekreteriyle aldatıyor. Sizce bu cümlede bir tuhaflık yok mu...

Kim kimi kiminle aldatıyor...
Yani sahnede kaç kadın var...
Durun... Önce size olayı ayrıntıları ile anlatayım.

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök bugün köşesinde böyle bir giriş yaptı ve ardından yazılarına Gazeteciler.com'da sık sık yer verdiğimiz İletişim Bilimci Nuran Yıldız'ın "Aşk Yüzyılı Bitti" ismiyle Doğan Kitap tarafından yayınlanan kitabından çarpıcı örnekler ile kadın erkek ilişkilerini yorumladı. 

Bakın Özkök bir tam sayfa ayırdığı Hürriyet'teki köşesinde neler yazdı:

KAPIYI AÇTIM KARŞIMDA KOCAMIN SEKRETERİ VAR

“Bir sabah arkadaşım Ayşe’nin kapısı çalınıyor. 
Kapıdaki, Ayşe’nin kocasının sekreteri. Sekreter kız ilk kez eve geldiği için bizimki hafif şaşkın içeri davet ediyor.
Konuk, ‘Size anlatmam gereken bir şey var’ diyor ve doğrudan konuya giriyor:
Kocanızdan şikâyetçiyim. Beni diğer bürodaki sekreteriyle aldatıyor.’
Tavrında utanma, sıkılma zerre yok.
Ayşe şokta. Kocasının iki ayrı şirketi ve iki ayrı sekreteri var.
Ayşe, ‘Pardon’ diyor, ‘Benim kocam seni, sabahki sekreterle mi aldatıyor’.
Sekreter hiç utanma belirtisi göstermeksizin ‘Evet’ diyor, ‘Bunca zamandır katlandım ama artık katlanamayacağım, onun için size haber vermek istedim. Bir şeyler yapmanız lazım’.”

MERAK ETME SÖYLERİM BİR DAHA ASLA YAPMAZ

“Ayşe, ilişkiyi ayrıntılarıyla, seks pozisyonlarını bile uzun uzun anlatan kızı yolcu ederken, ‘Merak etme, söylerim bir daha yapmaz’ diyor.”

"Aşk Yüzyılı Bitti” kitabı, bu olayla başlıyor.
Yazarı Nuran Yıldız, “Bu olay gerçek. Sadece arkadaşımın adını değiştirdim” diyor.
Bu ayın en ilginç kitaplarından biriydi. Güçlü bir tezi savunuyor:
Bu tez, başlığındaki üç soğuk ve katı kelime ile ifade ediliyor:
“Aşk yüzyılı bitti...”
Tez, güçlü akademik argümanlarla savunuluyor. Ve son noktayı da yine vurucu bir kavramla vuruyor:
“Aşk zombileşmiştir...”
Yani yürüyen bir ölüdür.
Yazar Jean Baudrillard’dan bir alıntıyla yeni yüzyılın aşkını şöyle tarif ediyor:
“Artık âşık olmuyoruz, âşıkmış gibi yapıyoruz.”
Gelin şu meselenin içine biraz daha girelim.

BUNLARI YAZAN KADIN HİÇ AŞIK OLMAZ MI?

NURAN Yıldız'ı sadece yazılarından tanıyorum. Benim de mezun olduğum Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirmiş.
Bu kitabı yazan kadının kaç yaşında olduğu sorusu aklıma takıldı.
Çok ilginç, Google'da yaptığım aramada, doğum tarihini bulamadım.
Sadece fakülteyi 1988'de bitirdiğini öğrenebildim.
Bu hesapla 40'lı yaşlarında olmalı.
Kadınlığının en güzel yıllarında demektir. O zaman da şu soruyu rahatça sorabilirim: "Acaba bu kitabı yazan kadın artık hiç aşk yaşamayacak mı..."
Veya varsa hâlâ yaşıyor mu...
Aslında sorunun kitapta cevabı var:
"Elbette aşk'sız yaşamayı önermek düşünülemez.
Önemli olan bu sarhoşluk ve beklenti halinin insanı sonu gelmez bir kendini aldatmaya hapsetmemesidir..."

SON SÖZ

Yazarla aramda 20 yaş var, acaba ondan mı anlamıyorum

YENİ yüzyılın aşk anatomisini okuyunca kafamda "iş saatleri dışında aşk" veya "bir serbest zaman hobisi olarak aşk" gibi kavramlar dolaşmaya başladı.
Büyük erkeklerle büyük kadınların aşkı, okyanusların abisisi kadar derin bir sarhoşluk ve kendini aldatma halidir. Ve bu güzel bir şeydir.
Kitabın akademik tadı, Fransız geleneğinin popüler kültür çizgilerini taşıyor. Referansları pop kültürün sağlam isimleri.
İyi yazılmış bir kitap. Keyifle ve düşünerek okudum. Ama aklıma şu soru da takılmadı değil...
- Aşk böyle kesin genellemelere, böyle katı akademiyaya gelecek bir şey midir...
- Aşkın yüzyılı bittiyse, insanlar hâlâ niye aşk romanlarını okuyor, aşk filmlerine gidiyor, aşk müziklerini dinliyor...
- Ve ben niye hâlâ Kill Bill filminin son sahnesinde, Uma Thurman'ın bir zamanlar âşık olduğu adamı, kalp patlatan beş vuruşla öldürdüğü sahnedeki o harikulade diyalogda Şekspiryen bir tat buluyorum...
Kitabın yazarı ile benim aramda 20 yaşa yakın bir fark var.
Bu da bir nesil eder...
Acaba benim Aşk Yüzyılım ölünceye kadar bitmeyecek mi...