MEDYA KÖŞESİ

Yeni Şafak'ta yaprak dökümü; bir yazarla daha yollar ayrıldı!

Yeni Şafak'ta Müfid Yüksel'den sonra bir yazarla daha yollar ayrıldı. Usta yazar, son yazısıyla Yeni Şafak okurlarına veda etti.

Yeni Şafak'ta yaprak dökümü; bir yazarla daha yollar ayrıldı!

Yeni Şafak'ta Müfid Yüksel'den sonra Yaşar Taşkın Koç'la da yollar ayrıldı.

Yaşar Taşkın koç ayrılık haberini bugünkü yazısında okurlarıyla paylaşarak Yeni Şafak'a veda etti.

İşte o yazı:



Elde var bir

 
 
Yazının başlığını biraz erken koymuştum.

Bazen öyle olur. Ne hakkında yazacağınıza dair şöyle böyle, yarım yamalak bir fikriniz olur ama nedense bazen başlık daha hızlı kesinleşir kafanızda.

Bu sefer de öyle olmuştu.

“Elde var bir”di başlık çünkü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin AK Parti’yle ittifak açıklaması bence siyasette bir tarafın netleşmesi demekti.

Bunu yorumlayıp sonra “diğer tarafa” yani siyasetin AK Parti ve MHP dışında kalan partilerine dair düşüncelerimi paylaşacaktım.

Hatta ilginçtir, eski HDP milletvekili Hasip Kaplan’ın twitterda yaptığı ve çok tepki çeken açıklamaların bütün bu “elde var bir”le çok yakın ilgisi olduğuna dair bir tahminde bulunacaktım. Yazı oradan muhtemelen Kürt siyasal hareketinin geleceğine dair tartışmalar, girişimler, ihtimallere doğru yelken açıp siyasette yakın zamanda olabileceklere dair başka yazılara kapı açacaktı.

Bu kadarını söylemiş olmakla yetineyim.

Çünkü bu yazı klasik anlamda bir köşe yazısı değil ama tam da “en klasik” anlamda bir ‘hoşça kalın’ yazısı.

İlk yazımı eşimin doğum gününde yazmışım, son yazımı kayınbabamın vefat yıldönümünde yazıyorum.

Bu yazıda belki hiç tanımadığınız ama benim ta çocukken hep beraber taşındığımız, yeni oluşmuş Balgat İşçi Blokları’nın bir heves bahçesine domates, ayçiçeği, biber falan ektiği zamanlarda komşuların henüz ham olan domateslerinden çaldığımız Ayşen’in bugün girdiği ameliyatının çok iyi geçtiğinden bahsederdim.

Kim bilir…

Az değil.

Herhangi bir işe başlarken ertesi gün ayrılacakmışım gibi yaşadığım, uzun vadeli planlar yapmadığım için dün Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül’den gelen nazik teşekkür mektubuna da çok şaşırmadım.

Hele ki bir baktım sizinle sevgili okuyucular beş yıl dört aydır birlikteyiz.

Bu kadar olduğunu bilmiyordum gerçekten. İbrahim Bey’in arayıp yazarlık teklif ettiği zaman 2012 güzüymüş.

Aradan geçen zamanın kısacık gibi algılanmasının nedeni, sonrasında Türkiye’nin ard arda, aralıksız, soluksuz yaşadığı onca şey olmalı.

Çözüm Süreci’nin en parlak döneminden terörün her yeri kana buladığı zamanlara, annemin beyin kanaması geçirmesinden Suriye’de çölde bir kuşun ürkmesine, dershane tartışmasından 15 Temmuz’a, deniz kıyısındaki bir eski kahvehaneden çocukluk hatıralarına kadar hayat, siyaset, hayal ve gerçeklerin elimden gelen, aklıma esen şekliyle hissettirdiklerini, düşündürdüklerini sizlere aktarmaya çalıştım.

Bu beş buçuk yıla yakın zaman köşe yazarlığı yapmama, beş yüzden fazla köşe yazısına, hatta sonunda bunlardan seçmelerin bir kitaba dönüşmesine imkân verdiği için öncelikle İbrahim Karagül olmak üzere baştan sona, sahibinden matbaa işçisine kadar bütün Yeni Şafak ailesine ve bunca zaman boyunca bana ‘katlandığınız’ için de siz okuyuculara içtenlikle teşekkür ederim.

Yeni Şafak, yazarı olmadan önce, ta ilk çıktığı günden bu yana benim için özel bir yerdeydi. Gün geldi yazarı olma onuruna da eriştim.

Daha ne olsun.

Ve umarım, hiç olmazsa bazılarınızda küçücük de olsa hayatınıza dair yeni bir şey söyleme, farklı bir bakış açısıyla görmenize yaramıştır bütün bu öykü.

Yoksa bırakın yazarlığı, hayatın kendisi ne ki, bundan başka.

Yani, nihayetinde, hayat birbirimize farklı bir nota, değişik bir renk, cümle içinde böylesini ilk defa duyup heyecanlanacağımız bir kelime iletmekten başka nedir ki…

Allah’a emanet olun.

ÇOK OKUNANLAR
Yorumlar