RÖPORTAJ
ANASAYFA/RÖPORTAJ/Sistemden beslenenler sistemi değiştirmiyor!

Sistemden beslenenler sistemi değiştirmiyor!

Sistemden beslenenler sistemi değiştirmiyor!

Hayat Askıda, Necati Göksel’in ilk romanı. Polisiye kurgu türündeki Hayat Askıda adlı roman, bu türün meraklılarına sürprizlerle dolu yüksek tempolu bir macera vaat ediyor.

  Eklenme Tarihi: 21 Mart 2014 00:01 Güncelleme: 21 Mart 2014 00:01
- - -

Hayat Askıda, Necati Göksel’in ilk romanı. Polisiye kurgu türündeki Hayat Askıda adlı roman, bu türün meraklılarına sürprizlerle dolu yüksek tempolu bir macera vaat ediyor.

Roman, ülke çapında yaşanan ekonomik krizle sarsılmış ve işini kaybetmiş Metin adlı karakterin yaşadığı sorunlarla başlıyor. Krizle birlikte çalıştığı şirket iflas etmiş ve işsiz kalmıştır. Destek bulduğu tek kişi sevgilisi Deniz’dir. Deniz’in önerisiyle bir iş teklifi alır. Batan bir bankanın sahibini takip etmesi teklif edilir. İşsizlikten bunalmış olan Metin üzerinde fazla düşünmeden bu teklifi kabul eder. Takip İzmir’de başlayıp, Ege sahillerinde devam ediyor. Yazar, Ege’nin eşsiz güzellikteki sahil kasabalarını gerilim dolu bir kovalamacaya mekân olarak seçiyor. Takip devam ederken Metin’in karşısına çıkan Selinay, Salim Bozok ve Selahattin gibi karakterlerle hikâye tekdüzelikten kurtarılıyor.Kolay görünen takip işi çözülmesi zor sorular ve sorunlar çıkarır Metin’in karşısına. Kısa süre içinde kendini ölüm-kalım mücadelesinin içinde bulur.

Sayım Çınar, kitabın yazarı Necati Göksel’le özel bir söyleşi gerçekleştirdi. İşte o röportaj:

DenemeRomanın anlatıcı karakteri Metin, bir hastane odasında kendine gelir. Niçin orada olduğunu Metin’le birlikte öğreniyoruz.Bir film senaryosu gibi başlıyor roman... ”Hayat Askıda” aynı zamanda bir var oluş romanı. Öyle değil mi?

Ben sürekli insanın kendisini yeniden yaratmasından, varoluşsal olgulardan bahsederim ama doğrusu Hayat Askıda’yı yazarken bilinçli olarak böyle bir tercih kullanmış değildim. Bu felsefe ikinci romanım Kara Kadife’de çok belirgindir. Öte yandan, insanın bulunduğu koşullar içinde kendini geliştirme yolunda hiçbir şey yapmadığı sürece asla kendi yolunu bulamayacağını da söylerim. Ben bilinçli olarak böyle bir tercih yapmasam da benim hayatımdaki tüm basamaklar o varoluşsal eylemin kendisidir; buna Hayat Askıda romanım da dahildir.

Ekonomik sıkıntılar nedeniyle istediği işi yapamayan, bir anlamda kendi hayatını yaşayamayan Metin, kendisine filmlerdeki gibi bir teklif gelince şaşırır. Bankaların battığı bir dönemden geçtik. O dönemden geriye tam olarak neler kaldı?

O dönemden geriye şimdi içinde bulunduğumuz dönem kaldı işte. Hırsızlık, arsızlık, yüzsüzlükle aslında hesaplaşmadığımız,  kısır bir döngü halinde sürekli tekrarladığımız ortada. Klasik söylem; sistemden beslenenler sistemi değiştirmiyorlar. Düzenle hesaplaştığını sandıklarınız aslında kendilerinden önceki hırsızları yok edip yerlerine kendilerini ikame ediyorlar; olan biten budur. Üstelik benim romanımda birkaç kişinin hayatı askıdayken şimdi herkesin hayatı askıda. Çünkü hukukun askıda olduğu bir ülkede hiçbir şeyi yerine indirip oturtamazsınız.

Şaşırtıcı kurgusuyla temposu sürekli yükselen roman, Metin’e hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğreten bir sona doğru ilerler. Siz bu romanı yazarken, yaşadığımız hayatın gerçeklerinden de kaçamadınız değil mi?

Ben bu romanı ilk yazdığımda romantizm, polisiye, gerilim, macera ve hatta biraz da kara roman tarzlarının içi içe geçtiği safça bir roman yazmıştım. Derdim kimseyle hesaplaşmak değil iyi bir serüven yaşatmaktı. Fakat yine de romanda anti otoriter bakış belirgindi. Bu benim bakışımdı. Oysa şimdi bakışım daha keskin; hem sisteme, hem yaşadığımız hayata dair gözlemlerim ve eleştirilerim bir jilet gibi keskin ve acımasız.

Metin’in takip ettiği Ali, çevresindeki tekinsiz kişilerle romanın gerilimini yükseltiyor. Kitabı okuyanlar kitabı tam olarak nereye oturtuyorlar?

Ben aslında otoriteler tarafından kalitesi hemen fark edilen ama önceleri iyice tanıtamadığım bu romanı kitlelere ulaştırmak için facebook fan sayfamda kitaptan uzun bölümler yayınladım. Yüzbinlerce kişi gördü ve sayfanın takipçi sayısı bir anda 50 bin kişinin üstüne çıktı. Kitaptan etkilenerek her gün öğle yemeğinden vazgeçerek harçlık biriktiren bir öğrenci kızın “İyi ki yemek yememişim bu kitabı almışım,” diye yazdığı mektup tüylerimi diken diken etti.  Şemdinli dağlarında komando olarak askerlik görevini yapan bir askerimizin “Bu yokluk içinde bu kitap sıkıntımı unutturdu, moral oldu,” şeklinde yazdığı mektup, romanın ne denli heyecanlı, nefes nefese okunan bir kurgusu olduğunu bence yeterince açıklıyordur. Bir de şey var… “Hiç kitap okumazdım bu roman bana okumayı sevdirdi,” diye mesaj atan yüzlerce insan.

Polisiye kurgusu, süsten uzak, sade ve öz anlatımı dikkat çeken Hayat Askıda, sizin 2004 yılında yayımladığınız ilk romanınız. Şu an kitap daha fazla ilgi görüyor. O dönem yayımlandığında ne olmuştu?

O dönem facebook gibi bir platform yoktu. Ben bu romandan 6-7 sayfayı okutarak esas tanıtımımı şimdi yaptım. O dönemde basılı yayın organları ve televiyonlarda haberler çıkmıştı. Çok iyi övgüler almıştım ama bu romanın tanınmasına ve bilinmesine yetmedi. Henüz kimse farkında değil ama yazarların ya da eser yaratanların eserlerini duyurma anlamında yepyeni mecralar açılıyor. Örneğin ben birkaç hikâyemi wattpad gibi ücretsiz okuma sağlayan platformlara yükledim. Oradaki hikâyemi seven para verip kitabımı da alabilir.

DenemeYazar, Ege’nin eşsiz güzellikteki sahil kasabalarını gerilim dolu bir kovalamacaya mekân olarak seçiyor. Sizin için de bir şehir romantiği diyebilir miyiz?

Romantik olduğum, hatta duygusallığımın coşkulu olduğu kesin ama şehir romantiği tabiri bana hiçbir şey ifade etmiyor. Egenin kıyılarını seçtim çünkü tamamen büyük şehirlerde geçen romanlar beni boğuyor; sıkıyor. Ben açık havada geçen filmleri, izlenimci resimleri seviyorum. Yol filmlerini ve hikâyelerini seviyorum. Açık havayı ve nefes alacağım yerleri seviyorum. İster kentte geçsin, isterse kırda benim romanlarımdan oksijen akıyor.

Kolay görünen takip işi çözülmesi zor sorular ve sorunlar çıkarır Metin’in karşısına. Sizce Metin tam olarak nasıl bir karakterdir?

Romanın kahramanı Metin Kara, otorite karşıtı, emredilmeyi ve yönetilmeyi sevmeyen bir kişidir. Aslında tapmayı ve tapınılmayı sevmeyen bir kişiliktir. Kimseyi ne yüceltir ne de yerin dibine sokar. Dünyanın nasıl işlediğini çözmeye başlamış biridir. Hesaplaşmaların varsayılan bir mahşerde değil, en azından beş duyumuzun var olduğunu söylediği bu dünyada yapılması gerektiğine inanan biridir. Belki bu romanda bütün bunları hissetmemiş olabilirsiniz ama Metin Kara insanı küçülten, oyuncağa çeviren tüm inanç ve ideolojilerle problemi olan anarşist ruhlu bir kişiliktir. Sadece bu son kısmı henüz görmediniz.

Kitabınızın “altın kitaplar” markasıyla çıkışı sizi mutlu etmiş olmalı. Büyük bir yayınevinde yayınlanmanın avantajları mutlaka olmalı.

Bence yayınevlerini büyük yapan şey markalarının büyüklüğü değil insanlarının kalitesidir. Ben küçük ama dostça oturup sohbetler yaptığım bir butik yayınevinde de mutlu olabilirdim. Ne güzeldir ki, Altın Kitaplar’ın iki önemli ortağı Batu Bozkurt ve Erden Heper ile sohbetimize çayı ve simidi katık yapıp paylaşabiliyoruz. Sahibini tanımadığım, sohbet etmediğim bir yayınevi dünyanın en büyük yayınevi de olsa orada olmak istemezdim.

Deneme

Son yıllarda nitelikli Türkçe romanlarında bir gerileme mi söz konusu. Siz kendi kitabınızı nereye oturtuyorsunuz?

Başkalarının ne yazıp söylediğinden ziyade benim ne yazıp söylediğim daha önemli. Ben sadece tanınmaya, bilinmeye ve yazdığım iyi eserlerin beni bir yere getirmesini sağlamaya çalışıyorum. Ne tüfeğimi tam manasıyla doldurdum ne de son barutumu henüz ateşledim. Bilinirliğim artınca ortaya dökülen eserler kıyameti kopartacak. Ben Türk Edebiyatı’nın dünyadaki temsilcisi olmadıkça hedefi vurmuş sayılmam.

Sayım Çınar
sayimc@superonline.com