RÖPORTAJ
ANASAYFA/RÖPORTAJ/Sermet Severöz: 'Köşe yazarının kafası sürekli kayıttadır'

Sermet Severöz: 'Köşe yazarının kafası sürekli kayıttadır'

Sermet Severöz: 'Köşe yazarının kafası sürekli kayıttadır'

Sayım Çınar, günümüz gurmeliğine, incelikli hayata dair hoş bir söyleşi gerçekleştirdi Sermet Severöz ile rotaya önemli öneriler çıktı.

  Eklenme Tarihi: 02 Aralık 2014 12:07 Güncelleme: 02 Aralık 2014 12:07
- - -

GAZETECİLER.COM - ÖZEL İÇERİK
SAYIM ÇINAR  sayimc@superonline.com 

 Cemiyet hayatı ve lifestyle deyince akla ilk gelen yazarlardan Sermet Severöz. Sayım Çınar, günümüz gurmeliğine, incelikli hayata dair hoş bir söyleşi gerçekleştirdi yazarla, rotaya önemli öneriler çıktı.

GAZETECİYİM DEMEM, BUDALALIK OLUR, KÖŞE YAZARIYIM

Bir süredir Türk medyasında Habertürk’ün magazin ekinde popüler yazılar yazıyorsun. Senin gazeteciliğe nasıl başladığını öğrenmek isterim?

Magazinden hiç anlamam ekte yazsam da. Cemiyet bilirim. Gazeteci de demem kendime. Köşe yazarıyım. Budalalık olur gazeteciyim demem. Ankara’dan çıkma Mag dergisi kökenliyim. Sahibi arkadaşlarımdır. Her dönem çok gezen biri oldum.  Gezilerimi yazmamı istediler, böyle başladım. Mag’da yazarken Okey dergisi geldi Türkiye’ye, lifestyle sayfalarını yapmam söylendi. Ürkerek de olsa kabul ettim ve başardım. Köşe yazarının kafası sürekli kayıttadır. Boşlukta kalınca aktaracak bir mecram olmadı ve çok bunaldım. Fatih Altaylı’ya “n’olur bari Marie Clarie’de yazayım” dedim. Sana arka kapağı veriyorum dedi Habertürk’ün. Çok iddialı bir köşe. Habertürk’te böyle başladım, yıllardır da gidiyor.

Senin konseptin benzerlerinden çok farklı. Olayları ciddiye alıyorsun , Batılı bir tarzın var, yerel kalmıyorsun. Basın bülteni değil özgün bilgi kullanıyorsun.

Asla yazamam, koklamalıyım, denemeliyim. Sevmediğimi de yazarım, yapıcı eleştiriler koyarak.

Deneme

ONARICI İFADELER KULLANIYORUM

Nasıl tepkiler alıyorsun?

Bir oteli beğenmediğimde arkasında bir ordu olduğunu bilirim. Eleştirirken de bilmem ne yapacaklarına eminim derim, onarıcı ifadeler kullanırım. Bu yüzden düşmanım, kin besleyen çok yoktur. Küçükken de böyleydim. Lüks algım gelişmiş, gustom belki de. Filmi bir anda iyi çekerim. Kimsenin görmediklerini fark ederim. Snob değilimdir.

Yüz binlerin baktığı bir köşede çok dikkatli olmak gerekiyor. Gusto anlayışı olmayan, önüne gelen her şeyi yiyen insanlar da var.

Olmamalı, kandırmaca bu.

Dünyayı geziyorsun. Bizim gurmelik anlayışımızda temel eksiklik nedir?

Kalitesiz malzeme ve personelin kendini title’ına layık görmemesi. Garson garsonluktan hoşlanmıyor. Şef şefliği sevmiyor. Batıda anneanne yaşında bir kadın kasiyerdir ve bundan memnundur.

Berlin’de Einstein Cafe’de iyi bir pasta yiyeceğini, beyaz ceketli olgun bir garsonun olacağını bilirsin.

Sabır yok bizimkilerde. Ben buyum diyemiyoruz. Ben garsonum dese kapanacak konu. Zamanında gidemiyor, paspas da attırıyorlar. Tedarik vasat bizde. O kadar pahalıyız ki. Halk ne yapsın? Biz daha emekleme aşamasındayız. Bizde iç yapılır, fırına yollanır, dışarıya çıkıp yemek yeme alışkanlığı çok yeni. 

 

YEMEK YEME KÜLTÜRÜ, İŞ ÇIKIŞ BARA GİTME YOK BİZDE

Sushi Türkiye’de Sunset’te yenilebilecek bir şey gibi algılanıyor, oysa Kreuzberg’de çok uygun fiyata istediğin kadar yiyebiliyorsun.

Bu çok sarsıcı bir şey. Yemek yeme, iş çıkışı bara gitme kültürü yok bizde. Herkes yemeğe çıkar yurtdışında, bizde gördün mü hademenin yemeğe çıktığını?

Birçok gezi yapıyorsun. Birlikte gittiğin gazetecilerin damak tadı var mı? Artun Ünsal, Vedat Milor var bizde. Sayı çok sınırlı. Önüne gelen her şeyi yiyor ve standart yazılar yazıyor.

Biz basın gezilerinden bahsediyorsak, Mardin’e de gidiyoruz Kuala Lumpur’a da. Organize eden insanlar Erzurum’da cağ kebaba Bruj’da biracıya götürüyor. O zaman da cağ kebap istemiyorum diyemezsin. Güzelse güzel yazıyorsun, çirkinse de yazma, günah adama. Damak tadına gelince, ben de her şeyi yerim. Türkiye’nin 16 gurmesinden biri oldum, koca üstatlarla birlikte, aralarına kabul ettiler beni.

Deneme

Vazgeçemediğin 5 restaurant?

Arkadaş grubun, modun etkiliyor seçimleri. Bazen canım feci ağır yemek ister, o durumda sushi yiyemem. Ailemle arkadaşımla yemek seçenle farklı yerler olur. Yine de bir liste yapmak gerekirse:

Park Şamdan. Mabettir benim için. Anneannenle git, et yiyenle git, neşeliyle git, herkesle gidebileceğin bir yer. Topaz. Aynı kişinin restaurantını sayıyorum ama muazzam, uçağa binmeden New York adeta. Karaköy Colonie. Yücel’in patronluğuna bayılırım. Klasik olacak. Borsa dördüm. Kandilli Borsa özellikle. Rasim beyler yan komşum Çengelköy’de. Peppermoon da beşinci olur.

Genelde gazeteciler Peppermoon’da buluşur. Ödedikleri paralardan bahsederler.

Pahalıdır. Pahalı restaurantlar var o zaman gitmeyecekler. Maça kızı gibi lahmacun pahalı diyorlar, güzel demek yerine.

Habertürk’te kaçıncı yılın, geldiğin noktayı nasıl değerlendiriyorsun?

5. yılım. Böyle diyince utanıyorum. Daha çok yolum var.

HİÇ HIRSLI BİR İNSAN OLMADIM, KİTAP YAZMANIN DA ZAMANI VAR

Kitap projen var mı?

Hiç hırslı bir insan olmadım. Zamanı var diye düşünüyorum. Kaderci bir duruşum var, içim onu istediğim zaman yaparım. Oturup gezdiğim restaurantları kimse okumaz kitap hazırlasam. Ben yazana kadar belki kapanacak. Dünyayı yemekleri yazarım belki, senden feyz alırım belki, öyle bir kitap yazabilirim. Bilgi birikimi paylaşacak bir şey yazılabilir.

Artun Ünsal benim lokantalarım diye bir kitap yazdı. Yemekle kurduğu ilişki çok önemli.

Büyük üstat evet.

Fatih Altaylı sana arka sayfayı verdi. Haftada iki gün yazıyorsun. Diğer gazetecilerle yarışmıyorsun, nasıl tepkiler alıyorsun?

Sen beni tanıyorsun, kimseyle bir problem yaşamadım. İnsanlarla bir arada olmaktan mutluluk duyarım. Basından arkadaşlarınla çok vakit geçiriyorsun diyor özel hayatımdaki arkadaşlarım. Güzel kaliteli insanları ve mekanları seviyorum.

Cemiyet hayatını iyi bilen birisin. Magazin basınında 4 yıl uzun bir süre. Neler öğrendin, seni şaşırtan şeyler oluyor mu?

Toplamında gazetecilik hayatım 14 yıl, eski yazılarıma baktığımda daha serbest, daha rahat, daha sansürsüz yazıyormuşuz. Şimdi maalesef çok baskı var. Köşemi yazarken beynim uyuşuyor artık, yeni yasalar, yeni yasaklar, reklam olmasın kaygısı… bizi çok zorluyor. Nice yemek, içki yazarları hiçbir şey yazamaz oldu. Figen Batur elinde şarabıyla köşesi vardı, canı sıkılan çok oldu. Ne öğrendin dersem zapturapt altında olmayı öğrendim. Yasakların baskıların altında yazı yazmaya çalışmayı öğrendim. Merlot’u deneyebilirsiniz diyemiyoruz artık, yanında şarap içebilirsiniz bile diyemiyoruz. Beyaz kalecik karası, allure haberdir benim için.

Gezilerde yeni gazeteciler tanıyorsun. Kimlerle gezmek iyi geliyor sana?

Ustam Güneri Civaoğlu. Ağzının için bakarım. Eşinin de keza. Burcu Aldinç Sabah’tan. Orkun Bulut Akşam’daydı, şu an askerde. Figen Batur. Müge Akgün Radikal’den. Herkesi seviyorum, anlaşamadığım insan yok neredeyse. Çok şey öğretiyor bana. Hayrandım küçüklüğümden beri. Yıllar bunu da gösterdi, çok mutluyum.

BİZİM İÇİN HERGECE DIŞARIDA ALGISINA ÜZÜLÜYORUM

Yasalardan söz ettin, ne yapılmalı sence?

Daha şeffaf olmalı, her gece dışarıda algısına çok üzülüyorum bizim gibi yazarlarla ilgili. Çoğuna gitmek istemediğimiz zamanlar oluyor. Biz burada yazalım diye yapıyoruz, havalı görünüyor dışarıdan ama gerçek öyle değil.

DURUŞUNLA YAPTIĞIN İŞ BİRBİRİNİ TUTMALI

Hanut gezileri tartışılıyor. Basın gezisine gidilebilir, eleştiren insanlar da en çok katılanlar oluyor. Gazetecilerin büyük telefon şirketlerinden telefon almaları son dönemde konuşuluyor.

Bana vermiyorlar, sosyal medyada güçsüz olduğum için herhalde. Şaka bir yana, bana ters gelmiyor, en pahalısı 2500 lira, bir yere götürse etse yine aynı hesaba geliyor. Hediye verilebilir. Bir telefon sana verildiyse, çektiğin her resmin sonuna marka koymaya ben de takılıyorum. Ama hediye alınabilir, gazeteciye çok hediye gelir zaten. Duruşla yapılan iş birbirini tutmalı.

En iyi beş restaurantı sayar mısın bize yurt dışındaki?

New York, Nello. Paris, Auberge D’ab. Kopenhag, Noma. Zürih, Kronen Halle. Venedik, Danieli.

Deneme

Piyano festivalini nasıl değerlendiriyorsun?

Antalya beni hep şaşırtıyor, özel bir kitlesi var, arada çıkıyor karşıma. Heyecan duyuyorum burada yapılan etkinliklere karşı. Sahne düzeni hariç. Tek sevmediğim kısım o oldu. Piyanoların altını gördük sahne düzeninin hatasından dolayı. Menderes Türel de hak verdi.