RÖPORTAJ
ANASAYFA/RÖPORTAJ/Murat Çiçek: 'Okudum, okudum ve sonunda yazdım'

Murat Çiçek: 'Okudum, okudum ve sonunda yazdım'

Murat Çiçek: 'Okudum, okudum ve sonunda yazdım'

Sayım Çınar son dönemin çok konuşulan gazetecilerinden Murat Çiçek ile konuştu, ortaya Yeni Türkiye’ye, sıcak gündeme dair kapsamlı bir söyleşi çıktı.

  Eklenme Tarihi: 20 Ocak 2015 08:27 Güncelleme: 20 Ocak 2015 08:27
- - -

GAZETECİLER.COM - ÖZEL İÇERİK
SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com


Sayım Çınar son dönemin çok konuşulan gazetecilerinden Murat Çiçek ile konuştu, ortaya Yeni Türkiye’ye, sıcak gündeme dair kapsamlı bir söyleşi çıktı. Gezi olaylarından Charlie Hebdo’ya, fikir özgürlüğünün sınırlarından AB’ye, söyleşi çok konuşulacak.

 

Star’da köşe yazarlığı ve tv24 yayın yönetmenliği yapıyorsunuz. Nasıl izleyici ve okurlardan tepkiler?

Tepkiler çok güzel. Nasıl yazar oldunuz diye soruyorlar, okudum, okudum, okudum sonunda yazdım diyorum. Mesleğimizin bir parçası oldu hep yazmak televizyondayken bile. Haftada 5 gün Melih Altınok’la bir program yapıyoruz. Televizyon yöneticiliği var, düşüncelerimizin kağıda dökülmüş hali oldu köşe yazarlığı da. Doğru zamanın geldiğini hissettim, Albayrak ve Sancak iyi olacağını düşündüler, sağolsunlar ve başladık.

Deneme

İyi konuşan kişi iyi de yazabilir diyebilir miyiz? Sizin durumunuzda nasıl?

Okuyucunun analiz edebileceği bir şey bu aslında. Konuşmamızı da yazımızı da takip ediyorlar sonuçta. Programda konuştuklarımın benzerini yazıyorum daha geniş kitlelere ulaşmak için. Eski Türkiye yeni Türkiye kavramları konuşuluyor, ben yeni Türkiye tarafında olan bir gazeteciyim.

ESKİ TÜRKİYE'Yİ SAVUNANLAR, ERDOĞAN KARŞISINDA
IŞIK GÖRMÜŞ TAVŞANA DÖNDÜ

Türk basını son dönemlerde çok fazla polemik yaşıyor. Tartışılan bir dönemde gazeteci olmak nasıl bir duygu, karmaşık bir ortamdayız sonuçta?

Karmaşık ama yeni değil. AKP’nin iktidara gelmesinden sonra bir takım polemikler başladı. Uzun bir ömür biçmiyorlardı. Cemaat de böyle düşünüyormuş. İlk dönemde eski Türkiye’nin eski alışkanlılarının süreceğini düşündüler. Vesayete karşı bir güç oluşmaya başladı zamanla ve devamında saldırılar başladı. Özellikle Gezi’den sonra benim yorumum eski Türkiye’yi savunanlar, Erdoğan’ın karşısında olanlar, ışık görmüş tavşan gibi oldular. Gölgeler içinde yapıyorlardı, Gezi bir turnasol kağıdı oldu, açığa çıktılar. AKP’yi bitireceklerine o kadar motive olmuşlardı ki, açığa çıktılar. Tekrar gizlenme şansları da olmadı. Madem açığa çıktık aleni mücadele verelim dediler. Taraf tutmak bu noktada önemli. Erdoğan’ın tarafı olmak değil mesele, politikalarını beğendiğimi rahatlıkla söylerim, kompleksim yok, Avrupa’da Amerika’da nasıl yapıldığını biliyorum. Ağaca odaklanmayalım ormanı görelim diyoruz. Eski kodları yıkan, dehlizleri ışığa kavuşturan bir yapıyı, daha iyiye gitmesi için desteklemek gerekiyor.

Önümüzdeki Haziran ayında bir seçim var. Sizce seçimde AKP oylarını yükseltir mi?

2023’ün bir göstergesi bu seçim. Nefret ettikleri, düşmanlık besledikleri iktidarla devam etmemek için çalışıyorlar. Demokrasi görünümü altında her türlü numarayı çekiyorlar. Açık ve gizli destek verenleri görüyoruz. Seçimlerde birleşecekler belli ki. AKP açısından ne olur, anketör değilim, bilemem. Davutoğlu’nun başbakan olarak seçilmesinin parti tabanında rahatsızlık yaratmadığını görüyoruz. Doğal bir lider var tabii bir yanda ama uyumlu çalışıyorlar, bakmayın tevatürlere. Gül ve Erdoğan için de yapmışlardı bunu. Birebir görüşmelerimizde de gördük bunu. Anketler yükselerek geldiklerini gösteriyor. Başkanlık sistemi açısından önemli bu seçim, parlementer sistemin değişmesi gerektiğini düşünüyorum, yarı başkanlık, tam başkanlık gibi sistemleri konuşmamız gerek. Bu seçim bunu sağlıyor olacak.

Deneme

Türkiye’nin gündemini değerlendirdiğiniz bir program yapıyorsunuz Melih ğAltınok’la. Sakin empatik bir yaklaşım tutturuyorsunuz.

Günün Manşeti şöyle doğdu. Bu program 24’ün eski bir programı. Beraber yapalım fikri çıktı Melih’le konuşurken. Dünya gazeteciliğinde de, ülkemizde de tarafsız medya kuruluşu diye bir şey hiç olmadı. Olmayan bir şeyi mış gibi yapma safsatası var. 80 yıllık cumhuriyet rejimine baktığımızda taraflı gazeteciliği gördük hep. O kesim sanki böyle bir şey yokmuş gibi kendilerini, durdukları yerin altını çiziyorlar. Biz bu programı konuşurken başından beri bir şeyi savunuyoruz. Yurtdışında sistemin nasıl işlediğini biliyorum. Biz tarafız. Önemli olan istikrar. Durduğunuz yerin sağlamlığı önemli. Demokrasinin taraftarıyız. İlerleme ve aydınlanma derdimiz var. AB politikalarının tarafıyız.

Ab uyarılarda bulunuyor kimi zaman Türkiye’ye.

Temel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili kurallarını benimsiyoruz. Kendi içinde çelişkileri çifte standartları var, önemi olan temel değerlerin hakim kılınması. AB’nin kimi açıklamaları çelişkidir. Bir taraftan temel insan hakları diyeceksiniz, bir yanda da kendi ırkçı yaklaşımlarınızı görmezden geleceksiniz. Anti İslamcı olacaksınız. İslamofobik kelimesini özellikle kullanmıyorum. İslam korkusuna yaklaştırmaya çalışıyorlar. Le Monde’un bir yazarı ben Charlie değilim diyor, Toledo Batının yaklaşımından dolayı oldu Charlie Hebdo diyor. Bunları duymak zorundasınız.

CHARLIE HEBDO İLE BATI SINAV VERSİN

Charlie olayında Türkiye nasıl bir sınav verdi?

Türkiye’nin bir sınav vermesine gerek yoktu. Fransa doğumlu, Fransa kültürünü almış insanlar yaptı. Kökenleri mesele değil burada. Bu sizin sorununuz siz bu insanları nasıl bu hale getirdiniz bunu tartışın. Ben neden sınav vereyim. Batı sınav versin.

Yeni Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?

Haziran ayına kadar gerginlikler devam edecek. Hazirana kadar gerginlik tırmandırılacak. Devamında 4 yıl seçim olmayacak. Bu bir kırılma o halde. Her türlü ahlaksız gerginliği de bekliyorum. Köşe yazarlarına bakıyorsunuz. İnanılmaz noktalardan saldırıyı sürdürüyorlar. Her mecradan yapılıyor.

16 eski Türk askeriyle karşılamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun tartışması böyle olmaz. Bu olmalı olmamalı, kıyafetler uygun temsil ediyor mu bunu tartışabilirsin. Layık olduğunuz bu gibi bir yaklaşımda bulunursanız olmaz. Niye yeniçeri yok gibi bir argüman olabilir mi? Savaş kıyafetleri bunlar ama tartışma bu değil. Ahmet Hakan’a bakıyorsunuz. Atatürk olmasaydı bunu yapamazdınıza getiriyor. Adınız John olurdu safsatası gibi. Kapağında ise Hürriyet’in Osmanlı’nın izinde adlı bir eser veriyor. Bu ne yaman çelişki.

Tiraj için böyle şeyler yapılıyor. Cumhuriyet’in Charlie Hebdo’dan 4 sayfa basmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hırsızın hiç mi suçu yok. Gerilim oldu diyoruz, Hz. Peygambere hakaret eden bir derginin seçkisini koyuyorsunuz. Yine de kapağı yayınlamamaları bir hassasiyet.

TÜSİAD BAŞKANI PARALEL DEVLETİ GÖREMİYORUM DİYORDU...

Sosyal medyanın tetikçileri var. Gerilimi tırmandırıyorlar. Fuat Avni’ye ne diyorsunuz?

Tüsiad başkanı paralel devleti göremiyorum diyordu, Fuat Avni’ye baksın o halde. Kılcal damarlara sızmış artık.

Deneme

AKP  cemaat konusunda geç kalmadı mı? Ekrem Dumanlı’nın çizdiği portre ortada.

Devletin en üst kalbinde konuşuldu ve kırmızı kitaba girdi. Devletin güvenlik kurulunda örgüt olarak girdi artık. Bu ülkede cemaat tabiri dini gruplar için kullanılır. Oysa başka cemaatler de var. CHP cemaati var. Örgüt olarak bakamazsınız öyle bir hamleleri yoksa. Polis istihbarat çalışması yapamazsınız. Kendi adamlarına etkili yerlere getirmek diyebilirsiniz. CHP, DYP, ANAP… Her dönemde oldu. Toplulukların, cemaatlerin attığı bir adımdır bu. Ne zaman ki kriminal bir hale gelir, o zaman farklı bir mücadele yaparsınız. 580 kilo patlayıcıyla bir adam yakalanmıştı, hatırlarsınız. Sabri Uzun bugün Van’dan getiriyorlar, tam 11 eylül 2007’de polis köpekleriyle  getirdiklerini buluyorlar diye olayı anlatıyor. Bir de taltif oluyor koyanlar. Hadi bunu yaptınız. Olayla ilgisi olmayan 23 yaşındaki bir çocuğu 20 yıl 8 ayla cezalandırdınız. Bu örgüt demek artık. AKP bununla mücadele etmek zorunda, yoksa oy kaybeder. Ülkenin geleceğini bırakın, siyasi boyutta paralel yapıyı kabul ediyor, mücadele edilmesi gerektiğini söylüyor. AKP mücadele etmek zorunda. Bunlar temizlenmek zorunda, PKK, DHKPC de aynı şekilde. Prangalarından kurtarmak zorundayız ülkemizi.

TEMEL MESELE ŞU: AĞZI OLAN KONUŞUYOR

Sosyal medyanın olup bitenlerle ilgili bir rolü var. Bu ülkede neden siyaset bu derece konuşuluyor. Sanat kültüre asla sıra gelmiyor. Herkes her şeyin uzmanı.

Temel mesele şu: ağzı olan konuşuyor. Herkes her şeyden anlıyor. Spordan, siyasetten, aklına gelebilecek her şeyden herkes anlıyor. Bilmiyorum cümlesi ayıp artık. Aklına geleni yapabilirsin, istediğini söyleyen istemediğini duyar. ABD’de Obama’nın fotosunu koyup bu adam ölmeli diyen çocuk, 2 yıl hapse çarptırıldı. Bu ülkede Hollandalı gazeteci teröre destek verdiği için polis ifadesini almak üzere 2 saat sorgulanıyor, adı bambaşka bir şey oluyor. 54 kişi gözaltına alındı teröre destek vermekten. Basın özgürlüğü diyen troller buna neden bir şey söylemiyor?

Deneme

Cumhurbaşkanı hakaret davası açıyor sürekli. Toleranslı olamaz mı daha çok bu konuda?

Papa birisi anneme küfretse suratına yumruk yemeyi hak eder diyor. Bu konuda neden bir yorum yapmıyor troller. Ben sana hakaret etsem, sen karşılık verince de çok hassassın desem olur mu? Bu davaların bir tanesi Cumhurbaşkanlığı makamına hakaretten açıldı. Bu ülkenin kanunları var. Yürürlükte olana uymak zorundasın. Kasten 30 yıl müebbet hapis olduğunu bilmemen seni muaf tutmaz. Onlara karşı geldiğinde başına gelecekleri bileceksin. Bu ülkede Pensilvanya’da yaşayan adam gak diyene guk diyene dava açtı. Şu anda açtığı davalara ödediği paralar bir trilyon eski parayla. Bir ceket sahibi olduğunu söyleyen eski bir vaiz bu. Konuştuğunuz cümlenin hesabını vermek zorundasınız.

KEKEÇ "BUNCA YILIN YANDAŞIYIM BÖYLE YAZI
YAZMADIM" DEMİŞTİ... ÇOK DOĞRU

Ben tarafım diyorsunuz.

Kompleks sahibi değilim. Yandaş diyen 80 yıldır CHP basın bürosu gibi çalışıyor. Kekeç “bunca yılın yandaşıyım böyle yazı yazmadım” demişti, çok doğru. Madem yandaşım yine de sizin gibi yapmadım. Söyleyen söylediğini ispatla yükümlüdür. Yapılan yanlışları da haberleştiriyoruz biz.

Medyanın vicdan gıdıklayıcı yazarları da var. Gezi, Charlie üzerinden varlıklarını koruyorlar. Kimler geliyor aklınıza?

Kendileriyle baş başa bırakıyorum. Vicdan diyen adamların tutarlı da olması lazım. Gezi üzerinden konuşuyorsak esnaf zarar etti, kepenk kapattı, bu konuda da söz söylemek gerekiyor. Tutarlı olmakla başlıyor her şey. Düşmanlık yapmayacaksın, eleştiri farklı düşmanlık farklı. Aldıkları oyları da görüyoruz.

Deneme

TAKSİM'DE İKİ AĞAÇ SÖKÜLDÜ DİYE YANGIN YERİNE DÖNDÜRECEKSİN... 

Türkiye’ye baktığımızda daha çok yeşil görmek istiyoruz, daha çok oksijen istiyoruz. İstanbul’daki yapılaşma çok tehlikeli. Çevre duyarlılığı eksikliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kesinlikle doğru. Bunu karşılıklı tartışabilirsin. Bu tarz eleştiriler bizi ileriye götürür. Eleştiri kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Yalova’daki ağaç katliamına da ses çıkarmak zorundasın. 80 yıldır dikilmeyen ağaç son on yılda dikildi. Yabancı raporlar, övgüler görülmüyor. Taksim’de iki ağaç söküldü diye yangın yerine döndüreceksin, CHP’li 100 yıllık çınarları sökünce ses etmeyeceksin, bu olmaz.