GÜNÜN KÖŞE YAZARI

Lütfü Şehsuvaroğlu

Vahdet

Lütfü Şehsuvaroğlu
Gazetelerin yayın politikaları ile yazarların görüşleri elbette zaman zaman çelişebilir.

Bunda bir tuhaflık yok. 

Fakat bazı konulardaki derin çelişkiler gözlerden kaçmıyor. 

İşte bunlardan biri de Vahdet yazarı Lütfü Şehsuvaroğlu'nun gözüne takılmış. 

Gülay Göktürk'ün Abdullah Kıran'ın Kürt devleti kurulmasının gerekliliğine dair sözlerini köşesine taşımasına takılmış Şehsuvaroğlu. Zaman zaman Ali Bayramoğlu ve bazı Yeni Şafak yazarlarının da benzer eğilimde olduğunu söylüyor. 

Nihal Bengisu Karaca'nın yazısından bir alıntıyla da o kritik soruyu soruyor: 

Türkiye'yi idare edenler yoksa Nihal Bengisu'nun yazdığı gibi; sırf milliyetçi muhalefet gösterebilecek millet çoğunluğunu karşıya almamak taktiği açısından mı bu tehlikeli sürece bir yandan destek olurken bir yandan vatansever milliyetçi tavırların adresi olmayı sürdürmeye azmetmiş gözüküyor?

Öyle olmasa, beslediği basının içinden tam manasıyla Türkiye politikalarının aleyhine görüşlerin akıllıca takdimi karşısında milli şuur uyanıklığı gösterirdi...

Lütfü Şehsuvaroğlu, belki de gözden kaçan bu kritik ayrıntıyı gözden kaçırmadığı için günün yazarı oluyor.

İşte yazısının o kısmı:

Ortadoğu'da harita yeniden çizilecek. Belli ki Suriye ve Irak Sünnileri bir devlet çatısı altında birleşecek. Benzer şekilde, Suriye'deki Nusayri Araplar da ayrı bir devlet olacak. Irak ve Suriye Kürtlerinin de birleşik bir devlet kurması uzak bir ihtimal değil."

Abdullah Kıran'ın sözlerini alıp köşesinde bir Kürt devleti kurulmasının gerekliliği üzerine ahkâm kesen bu yazar Akşam yazarı Gülay Göktürk'ten başkası değil.

Ali Bayramoğlu ve bir kısım Yeni Şafak yazarları da zaman zaman benzer eğilimler ortaya koyuyorlar.

Soli Özel bunların başını çekiyor.

Yani bir kısım basın, bölgede İkinci İsrail kurulması tehlikesi yönünde ağır ithamlarını yaparlarken aynı basın içinden kimi yazarlar tam tersi bir görüşe hatta strateji ve taktiğe yapışmış gözüküyor.

Nedense Kürtler bir devlet kuracaklar...

Nedense Nusayriler bir devlet kuracaklar...

Ama Türkmenler sadece insani yardım alacaklar, sürülecekler, katliama, etnik temizliğe tabi tutulacaklar...

Türkiye de bütün bunları seyredecek.

Üstelik de kendi beslediği basın organları bu gidişata şapka çıkaracak, alkış tutacak...

Türkiye'yi idare edenler yoksa Nihal Bengisu'nun yazdığı gibi; sırf milliyetçi muhalefet gösterebilecek millet çoğunluğunu karşıya almamak taktiği açısından mı bu tehlikeli sürece bir yandan destek olurken bir yandan vatansever milliyetçi tavırların adresi olmayı sürdürmeye azmetmiş gözüküyor?

Öyle olmasa, beslediği basının içinden tam manasıyla Türkiye politikalarının aleyhine görüşlerin akıllıca takdimi karşısında milli şuur uyanıklığı gösterirdi...

Bir zamanlar paralel yapı ile senli benli, kol kola; hatta daha ileri aşamalarda muhabbet duyguları içinde olanlar nasıl şimdi ihanet-i vataniye metodunu kullanarak karşı karşıya geldilerse; bu taraftar ötesi yayın organlarında en itibarlı yazarların akıbetleri hakkında tereddüt hasıl olması gerekmez mi en azından?...

Nasıl bir tezgâhın içindeler yahut?

Böyle sormaya hakkımız yok mu?

ÇOK OKUNANLAR