MEDYA KÖŞESİ
ANASAYFA/MEDYA KÖŞESİ/Fehmi Koru yazdı: Cemaat yurtdışında saldırıda… Hükümet ne yapmalı?

Fehmi Koru yazdı: Cemaat yurtdışında saldırıda… Hükümet ne yapmalı?

Fehmi Koru yazdı:  Cemaat yurtdışında saldırıda… Hükümet ne yapmalı?

Eğer gerçekten menfi propagandayı göğüslemek ve Cemaat’in yurtdışı uzantılarının faaliyetlerinden etkilenmemeyi başarmak istiyorsa hükümet, bunun için ilgili bütün kurumları seferberlik haline getirmek zorunda.

  Eklenme Tarihi: 02 Ağustos 2016 11:59 Güncelleme: 02 Ağustos 2016 11:59
- - -
GAZETECİLER.COM -  Habertürk gazetesindeki köşesin kapatıldıktan sonra kendi ismini taşıyan kişisel sitesinde yazmaya başlayan Fehmi Koru, bugün yine çarpıcı bir analize imza attı.

Bir yandan Cemaatin ve Gülen'in yurt dışı propagandasını göğüslemek için hükümetin en kısa zamanda devletin tüm kademeleri ile harekete geçmesini öneren Fehmi Koru, diğer yandan da cemaat hükümet geriliminde yaptığı arabuluculuk sürecini anlattığı kitabı Ben Böyle Gördüm'de, yurt dışındaki cemaat okulları ile ilgili önerdiği tezlerin hükümet tarafından dikkate alınmadığını ama şimdi Star gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva'nın da aynı şeyleri yazdığını, belki kendisini dinlemeyen hükümetin Star yazarı Sevil Hanım'ı dinleyebileceğini anlattı.

İşte fehmikoru.com'da yayımlanan o yazıdan dikkat çekici bölümler:

Hangi kanalı açsam Fethullah Gülen, her gazetede yine o…

Cemaat’in ABD’de ve özellikle politik hayattaki varlığı daha da muhkem.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, darbenin mimarı olarak suçlanan Fethullah Gülen’e ekranlarını açmayan itibarlı televizyon kanalı yok gibi; BBC’ye konuk olmuştu Gülen, CNN International’da en son Farid Zakaria kendisini konuk etti. Hemen her yabancı gazetede mülâkatları yayımlandığı yetmezmiş gibi, New York Times imzasını taşıyan bir yazıya da yer verdi.

Kolay gerçekleşecek bir güç değil bu; kitabımda bolca örneklediğim, yılların çalışmasıyla oluşmuş bir güç…

Şimdilerde aleyhlerine atıp tutan bizim gazeteciler, yazarlar, aldıkları her yurtdışı Cemaat davetine koştukları yıllarda, çarşı-pazar ziyaretleri yüzünden dikkatleri dağılmasaydı, uğradıkları ülkelerde, bu arada ABD’de de, o gücün varlığını hemen fark ederlerdi.

Fark etmemiş görünüyorlar; çünkü konu bu kadar sıcak ve bu günleri yakından ilgilendiriyorken, olan-biteni okurlarına daha iyi anlatabilecekleri gözlemlerini paylaşmıyorlar.

Devlet yeni yeni organize oluyor

Vahap Munyar köşesinde bugün yazdı. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş medyada ekonomi alanında kalem oynatanlar ile bazı banka analistlerini Ankara’da biraraya getirmiş. Karşılarına da, Kamu Diplomasisi Koordinatörü Doç. Ali Osman Sönmez’i “Şu anda kurumda kendisinden başka kimse yok” bilgisini vererek oturtmuş…

Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, Cemaat denilen yapının yurtdışındaki uzantılarının bulundukları ülkelerde Türkiye veya iktidar karşıtı çalışmalarını boşa çıkartmak ve 15 Temmuz darbe girişimini dünyanın dört bir tarafında anlatmak ile de görevli kurum…

Başkanı var, ama onun görev vereceği kimse yok. Belki vardı da, Cemaat irtibatları kokusu yüzünden atıldılar…

Numan Bey de ne yapsın, biraraya geldiği gazetecilerden kendilerine yardımcı olmalarını istemiş: Türk siyasi tarihinin en kara gecesini yaşadık. Ertesi sabah büyük bir kâbustan uyandık. Cumhurbaşkanımızın dirayeti, medyanın darbeye karşı duruşu, siyasette hasret kaldığımız birlik-beraberlik duruşu ve milletimiz darbecileri püskürttü” diyerek…

Milli duygularla seferber olunması gerektiğini belirtmiş bundan sonra…

Eğer gerçekten menfi propagandayı göğüslemek ve Cemaat’in yurtdışı uzantılarının faaliyetlerinden etkilenmemeyi başarmak istiyorsa hükümet, bunun için ilgili bütün kurumları seferberlik haline getirmek zorunda.

(...)

Okullar Türkiye’nin değeri, bir yolunu bulup sahip çıkalım

Dün gece, kanallar arasında dolaşırken, ülkemizi iyi tanıyan Azeri gazetecilerden Sevil Nuriyeva’nın tam da bu konudaki görüşlerini dinleme fırsatı buldum.

Azerbaycan Ankara’nın telkinine uyarak Fethullah Gülen’in yönlendirmesiyle açılmış okulları ilk kapatan ülke oldu: 10 lise, 1 gimnazyum ve Kafkas Üniversitesi…

Nuriyeva, “Okulları kapatmak veya faaliyetlerini durdurmak iş değil; onlar bulundukları ülkelerde Türkiye’yi temsil ediyorlar. Kuruluş sermayeleri Türkiye’de toplanan bağışlar. Okulları Türkiye üstlenmeli. Tabii bir FETÖ’den alıp başka bir FETÖ’ye de devretmemeli” diyordu programda.

0000000687208-1

Dönüp ‘Ben Böyle Gördüm’ kitabımdaki hüküm cümlesini okudum (s. 344-45): “Kurtarabilirsem, 1990’lı yıllardan bugüne, fikir ayrılıklarını bir tarafa bırakarak, her eğilimden insanlarımızın fedakârlıklarıyla oluşmuş 120’yi aşkın ülkedeki iki bin kadar okulu kurtarmak isterim. / Okulların, Türkiye’nin, kendisine hoş gözle bakan yabancı nesiller yetiştirme konusundaki en büyük yatırımı olduğuna inandığımdan…”

Beni dinlemediler; umarım Star gazetesinde yazan Sevil Hanım’ı dinlerler…