MEDYA KÖŞESİ

ANASAYFA/MEDYA KÖŞESİ/Fadime Özkan: Yasin Börü bayraktır, Hurşit Külter yalan!

Fadime Özkan: Yasin Börü bayraktır, Hurşit Külter yalan!

Fadime Özkan: Yasin Börü bayraktır, Hurşit Külter yalan!

Aylardır kayıp olduğu sanılan Hurşit Külter'in ortaya çıkmasının ardından Star gazetesi yazarı Fadime Özkan sert bir yazı yazdı.

  Eklenme Tarihi: 09 Ekim 2016 12:43 Güncelleme: 09 Ekim 2016 12:43
- - -
Fadime Özkan yazısında, "“Hurşit Külter Nerede?” sorusuyla bir maniplasyon yapıldığını ifade ederken "HDP’nin dört buçuk aydır şişirdiği “Hurşit Külter Nerede?” balonu önceki gün patladı" dedi. 

Özkan "Cumhuriyet, Birgün, Evrensel gibi gazeteler günlerce Külter manşetleriyle çıktı. Sosyal medyada aylarca taglar twitler..." diyerek Hurşit Külter için oluşturulan kamuoyunun Diyarbakır'da şehit edilen Yasin Börü için yapılmadığına dikkat çekti.

İŞTE FADİME ÖZKAN'IN O YAZISI

HDP’nin dört buçuk aydır şişirdiği “Hurşit Külter Nerede?” balonu önceki gün patladı. Kerkük’te ortaya çıkan Külter “haber imkanı bulamadım” diyerek manipülasyonu sürdürdü. Lakin yalanın dolaşıma sokulma ve yayılma süreci gibi, PKK terörünün üstünü örtmek için devreye giren isimlerin kimler olduğu da ortalığa saçıldı, çok iyi oldu. 

Hurşit Külter balonunda iki şey gerçek vardı. Bir, oğlunu merak eden annenin gözyaşları, iki, olayın PKK organizasyonu olduğu.

Olay neydi hatırlayalım.

HDP’li siyasetçiler ve CHP’den bazı isimler Mayıs sonu çıktı ve dedi ki, “DBP Şırnak il yöneticisi Hurşit Külter 27 Mayıs’ta gözaltına alındı ama bir daha haber alınamadı. Devlet 90’lara, beyaz Toros günlerine dönmüştür. TC, Kürt gençlerini meşru siyasetçilerini gözaltında kaybediyor, işkenceyle öldürüyor”. 

Bu esnada devlet ne yaptı?

Şırnak Valiliği sadece iki gün sonra, 29 Mayıs’ta tüm kayıtlara bakıldığını, Hurşit Külter adında birinin gözaltına alınmadığını duyurdu. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Merkez Komutanlığı 10 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığındaki kamera ve giriş-çıkış tutanaklarında bu isme düzenlenmiş kayıt olmadığını duyurdu. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala açıklama yaptı.

Hurşit Külter son olarak bir çatışmada görülmüş, kendisi de bunu doğrulayan son mesajında “etrafım sarıldı” diye yazmıştı.

Yani? Hurşit Külter PKK özsavunma güçleri il sorumlusuydu. DBP üyeliği kamuflajdan ibaretti. (DBP’nin PKK’nın kamuflaj partilerinden biri olması gibi tıpkı. 9 Temmuz’da Mardin’de üç kişiyi öldüren 12 kişiyi yaralayan PKK’nın kullandığı araçların DBP yönetimindeki Mardin ve Mazıdağı belediyesine ait olması gibi tıpkı. Pek çok teröristin HDP, DBP ya da BDP teşkilatlarından çıkması gibi tıpkı.)

Hurşit Külter örgütü tarafından sınır dışına çıkarılmış, HDP de kamuoyu oluşturmakla görevlendirilmişti.

PKK’nın her gün katlettiği asker polis sivil şehitler için peşpeşe iki cümle kurmayanlar, Hurşit Külter için onlarca kez basın açıklaması yaptı, eylem düzenledi, uluslararası basına konuştu.

Yalan iddiayı Meclis’e, yetmedi BM’e ve AİHM’e taşıyıp devleti suçladılar. 

CHP’den Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Eren Erdem gibi isimler, devlet düşmanı sol kesimler, İHD-Mazlumder gibi örgütler PKK kampanyasına omuz verdiler. Cumhuriyet, Birgün, Evrensel gibi gazeteler günlerce Külter manşetleriyle çıktı. Sosyal medyada aylarca taglar twitler...

Ve nihayet “merkez” duydu seslerini; ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby “araştıracağız” dedi. FETÖ’nün himmet paralarını akıttığı senatörler, PKK destekçisi ülkeler peşpeşe bildirdi: “Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesinden endişeliyiz”.

Bu esnada PKK, bomba yüklü araçlarla gencecik asker ve polisleri, el yapımı bombalarla Kürt çocuklarını, kadınlarını ve ihtiyarlarını mütemadiyen öldürmekteydi. 15 ton bombayla katledilen Tanışık köylülerinden 13’ünden kalan vücut parçalarının toplam ağırlığı 60 kiloydu.

Ama açık bir yalanın peşine gönüllü takılanların “saf gerçek”le ilgili olmamasına şaşmamak gerek.

Aksi olsaydı, 16 yaşında öldürülen Diyarbakır’ın güzel çocuğu Yasin Börü’nün yanında olurlardı, katillerinin değil.

Nitekim PKK-FETÖ işbirliği bir zan olmaktan çıktı. İki yıl önce Demirtaş’ın çağrısıyla başlayan 6-8 Ekim olaylarında 53 kişi ölürken polisin olaylara özellikle müdahale etmediği anlaşıldı. Şu artık kesin: Kurban eti dağıtan Yasin Börü ve arkadaşları PKK-FETÖ prodüksiyonuyla katledildi.

Sokak çağrısı yapan, yardımsever insanlara IŞİD’ci iftirasını atan Demirtaş’ın payı vardır bu cinayetlerde. Yargılanmalıdır.

Yasin bıçaklanırken, üçüncü kattan aşağıya atılırken, arabayla üzerinden geçilirken, hırpalanmış bedeni yakılırken yardıma gitmeyenler, seyredenler, zılgıt çekenler de öyle.