MEDYA KÖŞESİ
ANASAYFA/MEDYA KÖŞESİ/Cem Küçük'ten o gazetecilere zehir zemberek yazı!

Cem Küçük'ten o gazetecilere zehir zemberek yazı!

Cem Küçük'ten o gazetecilere zehir zemberek yazı!

Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük, bugünkü yazısında Ekrem İmamoğlu'na destek veren sanatçıları ve medya içindeki bazı gazetecileri hedef aldı. Küçük, "Bir kısım gazeteciler bu iğrenç "dansözlük düzeni"ne alıştı" dedi.

  Eklenme Tarihi: 13 Mayıs 2019 03:50 Güncelleme: 13 Mayıs 2019 03:47
- - -

"Maalesef bir kısım sanatçılar ve gazeteciler bu iğrenç "dansözlük düzeni"ne alıştı. Hem Gezi kalkışmasını destekleyerek suç işle hem de ardından yok etmek istediğin iktidara yalakalık yap" diyen Cem Küçük isim vererek bazı gazetecileri örnek gösterdi. 

Daha önceki yazısında sanatçıların tutumunu eleştiren Cem Küçük'ün bugünkü yazısında gazeteciler vardı. Hande Fırat, Sevilay Yılman gibi gazetecilerle ilgili iddialarda bulunan Cem Küçük, bir dönem Hürriyet gazetesinde röportajlar yapan Gülben Ergen'i de es geçmedi. 

 İŞTE CEM KÜÇÜK'ÜN O YAZISI

Geçen yazımda da ifade ettiğim gibi bu ülkede bedel ödeme kültürünü kesinlikle oturtacağız. Türkiye olarak başka çaremiz yoktur. Cezasızlık kültürü bir ülkenin ruhunu ve ahlakını çürütür. Türk milleti olarak bu riskle karşı karşıyayız. Maneviyatımızın topluca çürümesini getiriyor bedel ödeme kültüründen yoksun olmamız. Bedel ödemeden kastım da “hükûmet muhalifliği yapıp hükûmete yakın kanallarda iş yapmamaktır.”


Gençlerimiz, kaypak tiplerin her şartta kazançlı çıktığını gördükçe mert ve yiğit olmaya değil düzenbaz ve madrabaz olmaya özeniyor.
Özellikle Türk medya ve sanat dünyasında tam anlamıyla madrabazlık ve sahtekârlık düzeni geçerli. Köşe yazarları dünyası ise çok daha rezil durumda. Milletimiz bu yüzden medyadan ve köşe yazarlarından da tiksinir hâle geldi. Bu ülkede herkes her işi yapabilir ama o yaptığı işin bedeli neyse ödeyecek. Kazanacaksa kazanacak, kaybedecekse kaybedecek. Ama her şartta "dansözlük yöntemi"yle kazanmak diye bir rezalet artık bu topraklarda olmayacak.
Bu ülkenin tüm sanatçılarına ve gazetecilerine bunu Türk milleti öğretecek. Diyelim GS-FB maçına bahis oynuyorsunuz. GS kazanacak diye kupon yaptınız ama FB kazansa da yine parayı siz kazanıyorsunuz. İşte aslında medyada Ahmet Hakan’ların, Fatih Altaylı’ların yapmaya kalktığı da budur, ama göreceksiniz bu sefer yapamayacaklar. 23 Haziran süreci bu açıdan çok hayırlı oldu. Artık hem millet hem hükûmet uyandı.

Maalesef bir kısım sanatçılar ve gazeteciler bu iğrenç "dansözlük düzeni"ne alıştı. Hem Gezi kalkışmasını destekleyerek suç işle hem de ardından yok etmek istediğin iktidara yalakalık yap. Bugün Gezi kalkışmasını desteklemekten bazı insanlar hapiste ama şu an içeride yatanlardan daha beter Gezi terörizmini destekleyenler gazete köşelerinde kurulmuş durumda. Ya da TRT’de, ATV’de, Kanal D’de, Star’da, TV8’de programlar yapıp trilyonlar kazanıyor. Bu haksızlığa ve adaletsizliğe millet isyan ediyor.

Gezi ve 17-25 Aralık darbe kalkışmasını destekleyenlerin bedel ödemesini istiyor bu halk. 7 Haziran sürecinde alenen PKK terör örgütünü destekleyip sonra dönüp yine iktidara yalakalık yapanların kazançlı çıkmasını kabul etmiyor Türk milleti. Oysa Gezi terörizmi ve 17-25 Aralık ihanetini destekleyen gazeteciler ve sanatçılar bir zerre bedel ödemediler. Türk milleti buna zaten isyan ediyordu ama işte şimdi 23 Haziran süreciyle beraber iktidarın da fark ettiği gerçek budur. Artık Türk hükûmeti de gereğini yapmak zorundadır.

Bu sanatçılara artık kamusal imkânlar sunulamaz. Bu sanatçılara destek olan gazeteciler bir de utanmadan Sayın Muhammet Safi’ye yükleniyorlar. Helal olsun Muhammet Safi’ye. Yaptığı şey son derece doğrudur. Milletimiz de Sayın Safi’yi desteklemektedir.

Bu iktidarın nimetlerinden sonuna kadar istifade edip sonra ortada rüzgâr var zannedip döneklik yapan herkesi kayıt altına alıyor ve tek tek tespit ediyor Muhammet Bey. Artık bu ülkede hem iktidara yaltaklanıp hem de ihanet edenin yanına kâr kalmasını istememe tavrıdır bu. Aynı listeleme gazetecilere ve köşe yazarlarına da yapılmalıdır. Mesela şu an sahip olduğu tüm konum ve makama bu iktidar sayesinde sahip olan Hande Fırat’ın Başkan Erdoğan’a düşmanlık eden bu sanatçılara hem ekrandan hem köşesinden desteği kesinlikle utanç vericidir. Fırat açıkça Başkan Erdoğan’a yapılan ihanete kol kanat germiştir. Muhammet Safi’ye saldırması bu yüzdendir.

Ben hep yazdım. Hande Fırat’ın zihniyet olarak Gülben Ergen’den bir zerre farkı yoktur. Bu iki ismin çok yakın arkadaşlığı zaten zihniyet ortaklığından gelmektedir. İktidar da bunu anlamak zorundadır. Gülben Ergen de biliyorsunuz TRT’den trilyonlar kazandı ve programının bitirildiği hafta AK Parti ve Başkanımız Erdoğan’a muhalefete başladı. Bu sanatçı takımının tıyneti budur. Hande Fırat da aynı tıynete sahiptir. Bakın isteyen Aydın Doğan’a sorsun. Fırat, Aydın Bey’i saniyesinde sattı. Oysa Hürriyet’in sahibi olduğu sırada Doğan’ın en büyük yalakası Hande Fırat’ın kendisiydi.

Gülben Ergen ise vatan haini Can Dündar’a 2015’te Kelebek ödüllerinde tam destek verdi. Can Dündar’ın propagandasını yapmak suçtur. Gülben Ergen bu işlediği suçlardan ötürü yargı önüne çıkmadı. AK Parti belediyesinin bulunduğu yerlerde konserler verip trilyonlar kazanmaya devam etti. Gariban bir yurttaş Ergen’in yaptıklarını yapsa kesinlikle içerdeydi. Allah’tan Sayın Yıldırım Demirören, Gülben Ergen’i Hürriyet’ten kovdu da bu kadar yaptıklarına karşı ufacık da olsa bir bedel oldu.

Aynı şekilde 7 Haziran 2015 sürecinde açıkça PKK terör örgütünün siyasi kolunu destekleme ihanetine imza atan ve bu yüzden Sabah’tan kovulan Sevilay Yılman adlı gazeteci bugün yeniden iş bulduysa bu tamamen Sayın Binali Yıldırım sayesindedir. Yoksa Yılman bir "medeni ölü"ydü. Fakat Yılman da esen rüzgâr var sanıp 8 Mayıs’ta Habertürk’te yazdığı berbat bir yazıyla anında Binali Yıldırım’ı sattı ve Ekrem İmamoğlu’na destek verdi. İşte bunlar böyledir. Bu gerçeği Sayın Binali Yıldırım ve Binali Bey’in basın danışmanı Sayın Sinan Çetin’in de göreceğini umuyorum.

Eğer tüm bu olanlara rağmen bir rüzgâr esti mi dönenler tutulursa 23 Haziran’da ikinci hezimet kaçınılmaz hâle gelir. Bu 23 Haziran süreci arınmak ve temizlenmek için vesile olmalıdır. Tepki alsam da yeniden söylüyorum ki, bu iktidarın nimetlerinden istifade edip zor gününde satan sözde sanatçıları bizim taraf ekranlarında gördüğünüz an lütfen bana haber verin sayın okurlarım.
TRT, ATV, Kanal D, Star, TV8-8.5 bunların hepsi yerli ve millî kanallardır. Bu kanallar Türk devletine ve Başkan Erdoğan’a ihanet etmezler. Bu sözde sanatçılar artık buralarda iş yapamaz. Cuma günkü yazımdan sonra yüzlerce okurum bana Başkan Erdoğan’a düşmanlık yapan Eser Yenenler’in Acun’un TV8’ine yine çıktığını haber verdi mesela. Milletimiz tek tek takip ediyor her şeyi.

Acun ve Esat Yontuç 2019-20 sezonunda tüm bu isimleri temizlemek zorundadır. Allahı var bir ara 28 Şubatçı Rıfat Ababay’ın TV8’de iş yapacağı söylentisi çıktı ama Acun ve Esat bu rezalete izin vermedi.

Kimsenin Erdoğan’a destek vermesini isteyen yok ama bu iktidar sayesinde serpilmiş sanatçılar rüzgâr azıcık tersine estiğinde muhalifliğe soyunuyorlarsa hükûmete yakın kanallarda iş yapmamalılar. O listede olup adam gibi muhalif olanlar zaten asla rahatsız olmaz.

Mesela oyuncu Levent Üzümcü bana küfretmiş ama ben adaletli adamım. Komünist Üzümcü zaten bizim taraf kanallarından nasiplenen biri değildi. Gerçi Üzümcü de servetini yapımcı Sinan Çetin’in Avrupa Yakası dizisinden elde etti. Allahı var Gezi’den bu yana Üzümcü mesela hem komünist hem hükûmet kanallarından istifade eden Erdal Beşikçioğlu gibi riyakâr davranmadı.
Bizler alçak dostlardan ziyade mert düşmanlar isteriz. Eskiden beri bu iktidara muhalif olan ve tutarlı duruş sahibi sanatçılara büyük saygım var. Zaten onlar TRT, ATV, Kanal D, STAR, TV8 gibi kanallarda iş yapmıyor. Gerçek bir muhalifin onuru ve ahlakı buna izin vermez. Ben bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağım.

YORUM YAZINCem Küçük'ten o gazetecilere zehir zemberek yazı! haberine yorum yapın

fb tw gp rs Yukarıdaki hesaplarınızdan biri ile yorum yapabilirsiniz
Adınız ve soyadınızla doğrudan da yorum yapabilirsiniz
TÜM YORUMLAR 0 YORUM