RÖPORTAJ
ANASAYFA/RÖPORTAJ/Bekir Saçar: 'Ses’i parçala, on dergi daha çıkar!'

Bekir Saçar: 'Ses’i parçala, on dergi daha çıkar!'

Bekir Saçar: 'Ses’i parçala, on dergi daha çıkar!'

Bekir Saçar ile magazini, dirilttiği efsane dergiyi, sosyeteyi Sayım Çınar konuştu.

  Eklenme Tarihi: 25 Mayıs 2015 10:01 Güncelleme: 25 Mayıs 2015 10:01
- - -

GAZETECİLER.COM - ÖZEL İÇERİK
SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com

Türkiye’de magazinin nabzını en iyi tutan isimlerden, iddialı, çok çalışkan ve hep özel haberlerin, yeniliklerin peşinde. Bekir Saçar ile magazini, dirilttiği efsane dergiyi, sosyeteyi Sayım Çınar konuştu.

 

ses dergisiBekir Saçar magazin demek. Şu an yaptığın “ses” dergisini de yaşayan birisin.

1956 yılında Ses ve Hayat’la başlıyor magazin yayıncılığı, Şevket Rado imzalı. 30 milyon nüfus, ilk sayı 156.000 satıyor, ikinci sayıda 206.000 olarak devam ediyor. Bugün gazeteler bu rakamların yanından geçemiyor.

LIFESTYLE, CEMİYET HAYATI DENİNCE BENDEN DAHA İYİSİ YOK

Ses bir süredir yoktu, tekrar dirilttiniz. Ses dergisinin tarihine baktığımızda hepimiz için çok önemli. Bu kadar çok rekabetin olduğu bir ortamda nereye koyuyorsun Ses’i?

Mütevazı olamayacağım, ukalalık yapmayı sevmem ama gerçekler ortada. En iyi magazin yapanlardan biriyim. Lifestyle, iş hayatı, cemiyet hayatı denince benden daha iyisi yok. En iyi Rıfat Ababay’dır, ben o ilk ekolden yetişen biriyim. 25 yıl çalıştım onunla, bana incelikler öğretti. İyi bir hocadan ders aldım senin anlayacağın. Büyük holdinglerin büyük kuruluşların yayınları var, destekliyorlar o yayınları, benim böyle bir güçle bağlantım yok, korkmuyorum. Alıcısını bulur iyi yaparsan. 18 yıllık, 20 yıllık dergilerle aynı noktaya geldim. Ben onlardan farklı bir dergi yapıyorum. Bebek Nişantaşı kadınlarının gece davetlerinin fotolarıyla dolu değil, özel yazılarla, özel haberlerle dolu bir dergi bu. Dergi 10 formaysa,  9 forma röportajlar, stüdyo çekimleri, özel haberler. Benim dergimi parçalarsan 10 tane dergi çıkar.

BAKILACAK DEĞİL OKUNACAK BİR DERGİ YAPIYORUM

Gezi, sağlık, sosyete yazıları var. Başka bir ruh getirmişsin, hissediliyor bu. Bekir Saçar markası dergide hissediliyor.

Çok iyi tepkiler alıyorum. Büyük holdinglerden birinin sahibi aradı,dergi  geldi çok güzel yapmışın, zaten senden de bunu beklerdim dedi. Helal dergi yapmışsın diye ekledi. Musevi bir işadamı sözünü ettiğim. Koşer gibi mi yani dedim. Hayır, başka dergilere bakıyorum, on dakikada bitiyor, senin dergini 3 gündür hala okuyorum dedi. Yalnızca bakılacak değil okunacak bir dergi yapıyorum. Her yaşa, her nesle uygun bir dergi.

sayım

Magazin dünyasında bir ayda çok şey oluyor. Aylık bir dergiye nasıl sığdırıyorsun? Haberlerini nasıl seçiyorsun?

Konserve haber kullanmam. Haziran ayısının dergisine mayıs 15’e kadarkileri kullanmam. Ben çıkana kadar zaten eskimiş olacak haber. Taze haberler kullanıyorum. Yalnız magazin değil, iş hayatı da cemiyet de var. Kendi alanında başarılı olmuş yazarlar var bu dergide. Estetik, çağdaş sanat, gurmelik, seyahat her şey var bu dergide, uzmanlarıyla.

Yazmak için yaşamak gerekir mi?

Kesinlikle. İçinde değilsen yanlış haber alırsın. Sürekli tekzip yayınlayanlar var. Benim gazetecilik hayatımda kaybettiğim tek davam olmadı. Şu an bir davetteyiz. Dışarıda bekleyen muhabirler birlikte çıkanı sevgili yazabiliyor bense içeriden gözlemliyorum. Nişantaşı’nda doğdum büyüdüm, Kerem Alışık, Uzay Heparı, Faruk Peker, İzzet Günay ve daha birçok isim. Bunlar komşumuz, arkadaşımız, tanıdığımız, okul arkadaşımızdı. Beni gazeteci olarak görmedi, beni dost olarak gördü cemiyet. Diğerlerinden önde olma sebebim bu. Sosyeteye böylece ulaşabiliyorum.

LÜTFEN HERKES KENDİ BİLDİĞİNİ YAPSIN, KOMİK DURUMA DÜŞÜYORLAR

bekir saçar

Güven çok önemli. Magazin gazeteciliğinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsun? Herkes her şeyi yazıyor, her konsept var. Bu kadar bulaşıcı olmasını nasıl değerlendiriyorsun magazin yazarlığının?

Dedikoduyu seviyoruz, güzeli çirkini konuşmayı seviyoruz, doğamızda var. Bunu okumak da yazmak da keyif veriyor. Elektronik çağda o kadar çok haber çıkıyor ki. Gönüllü muhabirlerlerim var. Renkli hayatta yaşamak, davetler, yemeler içmeler, gezmeler, herkes bunun içinde olmak istiyor. Magazine kayıyor bilen de bilmeyen de. Lütfen herkes kendi bildiğini yapsın yazsın, yoksa komik duruma düşüyorlar.

Sinema festivallerine geliyor kimi gazeteciler, havuz başında vakit geçirmekten film izleyemiyorlar. Hanut gezilere katılanları nasıl değerlendiriyorsun? Hakkını vermemek çok yaygın.

Ben hoş bakmıyorum. Ben de geziyorum, ama gücümü kullanıp hayat tarzı haline getirmiyorum. Bir yere davet edildiysen onun hakkını vermen lazım. Destek olmalısın. Ama böyle olmuyor. Bedava yemek yiyebilmek için yalakalık yapıyor, bir gün otelde kalmak için yalakalık yapıyor. Bu habercilik değil. Hak etmeyene hak etmediği haberi yapmayacaksın. Ben Türkiye’deki en iyilerden biriyim ama Magazin Gazetecileri üyesi değilim.

Neden üye olmadın Magazin Gazetecileri’ne?

bekirHerkesi aynı kapsama koymuyorum ama çoğunluk gazetecilik mesleğini kötü şekilde kullanıyor. Gücü imkanları, çıkarları adına kullanıyor. Ucuz hesapçılarla aynı kulvarda değilim. Benim celebrityler arasında girip girebileceğim yere girebilecek başkası yoktur. Maddi çıkar sağlamadım çünkü. Dışarıdaki insanlar o dernekteki insanlara o gözle bakıyor. 5 parmağın 5’i bir değil ama çoğunluk öyle zannediliyor.

BAŞARININ 5 ALTIN KURALI

Ses’e dönersek tirajlar çok iyi gidiyor. En iyi 5 özelliği nedir, nedir bu başarının 5 altın kuralı?

Taze haber. Kapak ve röportajda kullandığım isimler a plus insanlar. Bir albüm iki single sanatçı oldurmaz. Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Alpay, Bülent Ersoy nedir o zaman, Zeki Müren nedir o zaman bunlar sanatçıysa? İşten kaçmıyorum. Davette foto çekilmiş alıyor onu kapak yapıyor çoğu dergi. Ben özel yaklaşıyorum.En son kapakta Hakan Akkaya styling yaptı, 22 metre halı, stüdyoda 19 kişi çalıştı, saatlerce çalıştık. Biz böyle kapak yapıyoruz. Yalan yazmıyorum. Maddi çıkar için haber yapmıyorum. Dergi böyle başarılı oluyor. Özel modacılar, en iyi isimler, en iyi styling.

Köşe yazarlığını özlüyor musun? Her gün yazıyordun.

Günlük gazete farklı. Bu bir ilk bu arada. 1996 yılına kadar gazetelerin ikinci sayfasında cemiyet haberi yoktu. Posta ile başladı bu, cemiyet sayfası. Çok tutunca herkes yapmaya başladı, bugün ikinci sayfası sosyete olmayan yok. Özlüyorum tabii. Teklif alıyorum ama kabul etmiyorum. Büyük bir sansür var. Liste gönderiyor, bunları yazma diyor patron, müdür yayın yönetmeni, eşi dostu. Benim o sayfama girecek 5000 - 6000 kişi zaten sen 4000’i yasaklarsan geriye ne kalıyor? Ok dergisinden çıkmamın sebebi budur. Çok iyi bir haber buluyorum, bunu kullanmayın diyor patron. Muhabirimdi de köreliyor. Ben de sonunda çıktım.

Magazinciliğe nasıl bakıyorsun? En çok medya tartışılıyor günümüzde, medyada da magazinciler.

Eskiden 1980’li yılların ortasında 5 6 cemiyetçi vardı, hakkını vererek haber yapardı. Bugün office boy geliyor, bir muhabir kovuluyor, o onun yerine geçiyor. Şimdi giden muhabirin kalitesi bu olunca olduğu gibi her şeyin kalitesi düşüyor. Bilmeyenler bu işi yapıyor.

HEP YENİLİK HEP BAŞARI

Eskisi kadar çok okunmuyor sanki bu sayfalar da artık.  Siyaset magazinin önüne geçti.

Şimdi tartışılır bir siyaset ortamı var. Arz hala var. Şu anki yönetim öyle istiyor. Magazin istenmiyor. Medyanın büyük bir çoğunluğu hükümetle iş birliğinde. Boyun eğiyorlar. Okumuyorum diyen yalan söylüyordur. Piyasadaki dergilere bakın. Hiçbiri değişmiyor, hep aynı konsept ve mizanpaj. Ben sürekli kendimi yeniliyorum, bu böyle gidecek, iyi böyle kalsın demiyorum. Sürekli yeni şeyler katacağım. Nostalji sayısı yapacağım. Sıkılmayacaklar alınca dergiyi.