• İstanbul 27°
  • İzmir 32°
  • Ankara 23°

GÜNDEM

  • Giriş Tarihi : 18-09-2012 12:05
  • |
  • Güncelleme : 18-09-2012 12:17

'Enis'in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi'

'Enis'in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi'
Haber
Berberoğlu'nun o fotoğrafını yorumlayan Serdar Akinan çok sert tepki gösterdi...

MEMUR HABERLERİNİN YENİ ADRESİ...

GAZETECİLER.COM - Yazdığı bir yazının ardından Başbakan'ın "Bunları not ediyoruz" dediği ve bundan kısa bir süre sonra Akşam'daki yazılarına altı yazarla birlikte son verilen Gazeteci-Yazar Serdar Akinan, Marketing Türkiye dergisi Haber Müdürü Ferruh Altun'a çarpıcı açıklamalarda bulundu...

Gazetecilerin artık, "akan paradan, limitsiz kredi kartlarından" vazgeçmek istemeyen medya yöneticilerinin uyguladığı otosansüre karşı direncini yitirdiğini söyleyen gazeteci yazar Serdar Akinan, buna örnek olarak Uludere olayını gösteriyor ve "Uludere olayı benim gözümde tüm haber kanallarının bittiği noktadır" diyor.

Akinan, en sert eleştiriyi ise Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu için yaptı. Enis Berberoğlu'nun Şemdinli dağlarında çektirdiği fotoğraflarla dikkat çekmeye çalıştığını söyleyen Akinan: "Enis'in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi" diyor. İşte o söyleşiden satır başları...

Hükümetin baskısıyla işten çıkarıldığınız iddiası bir anda Twitter'da trend topic oldu... Bu iddia dogru mu?

Nuray Mert, Ruşen Çakır, Ece Temelkuran, Banu Güven, Uğur Dündar, Haluk Şahin... Son dönemde işten çıkarılan gazeteci listesi uzayıp gidiyor. Ben bu gazetecilerin doğrudan hükümet istedi diye işine son verildiğini sanmıyorum. Ancak benim medyaya eleştirim şu; medyada editoryal kadronun üstündeki yönetim kadrosu öyle bir hale geldi ki bir vaziyet okuması yapıp, hükümetin ne denli kudretli hale geldiğini görüp, içinde bulundukları grubun diğer ticari yatırımlarını da düşünerek medyalarına pozisyon aldırıyorlar. Bence vahim olan durum bu. Bu noktada editoryal kadro ile idari kadronun aldığı pozisyonlar çakışıyor. Buradaki en büyük sorun ise editoryal kadroların bu duruma direnmemesi. Ama tabi bu da çok insani çünkü sonunda istifa etmeye kadar varıyor iş. Yani bu kadar çok ismin arka arkaya susturulması, ekranlardan ve köşelerinden uzaklaştırılması tamamen medya içindeki patronla editoryal kadro arasında yöneticilik yapan, gazeteci olmayan, finans kökenli insanların kararı olduğu inancındayım.

Nasıl bu noktaya gelindi?

Özal'lı yılarla birlikte medya yöneticilerinin yaşam şartları değişmeye başladı. Bu grup refaha kavuştu ki ben de bunlardan biriyim. TV'de çalışmaya başladığımda maaşım dörde katlandı. Yönetici olduğumda ise yılda birkaç 100 bin dolarlar kazanmaya başladım. Peki, arazide canını tehlikeye atan muhabirden fazla şey mi yapıyorsunuz? Hayır! Yönetici kadro elde ettikleri karşısında birtakım şeylerden ödün vermeye başladı. Kimse akan paradan, makam arabasından, limitsiz kredi kartlarından vazgeçmek istemedi. Bu bir tercih meselesi.

Yeni kuşak gazeteci ve yöneticiler bu durumdan nasıl etkilendi?

Bu durum yeni gelen kadrolara da örnek oldu. Benim için çok kritik olan bir örnek vereyim: Uludere olayının olduğu gün ben haberi Twitter'dan öğrendim. Ardından daha önce çeşitli pozisyonlarda görev aldığım ve birçok arkadaşımın çalıştığı NTV, CNN Türk, SKYTÜRK ve Habertürk'ün yazı işlerini aradım. "Savaş uçakları insanlarımızı bombalamış ve onlarca sivil ölü var deniliyor. Haber doğru mu?" diye sordum. "Haber doğru. Hatta katır sırtlarında ceset görüntüleri gelmeye başladı" diyorlardı. "Peki, o halde neden yayınlamıyorsunuz?" dediğimde ise "Talimat var, devletin açıklamasını bekliyoruz" diyorlardı... Benim gözümde tüm haber kanallarının bittiği noktadır bu olay.

Kuşkusuz son dönemde gündemi en çok meşgul eden konu Kürt sorunu. Ardı ardına şehit haberleri geliyor. Sizce medya bu ortamda çözümden yana bir tavır alabiliyor mu?

Bu çok sorunlu bir konu. Medya sermayesinin yapısı ortada. Fakat bunun da dışında bir sorumsuzluk da var. Bu kötü medya yapısının içinde bile iyi şeyler yapılabilir. Hakkari'de PKK, "Ben burayı kontrol ediyorum" diyor ve yolları kesip karakolları basıyor. Bir gazeteci olarak yapmanız gereken oraya gidip neler olduğunu görmek. Ama oraya muhabir yollanmıyor.

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu gitti. Hatta Şemdinli dağlarına masa kurup kahvesini bile yudumladı...

Enis benim arkadaşım ama yaptığı gerçekten akıl alır gibi değil. Oysa Enis, Yüksekova Çetesi'nin kitabını yazan isimdir. Bu yaptığını hiç beklemiyordum. Aslında manşet o çektirdiği fotoğraf değildi. Manşet o söyleşide esnafın "Öyle deme, onlar bizim çocuklarımız" demesiydi.

Sizce Enis Berberoğlu Şemdinli dağlarında çektirdiği fotoğraf ne ifade ediyor?

Bence dikkat çekmeye çalıştı. Hatırlanacak olursa 1980'li yıllarda darbe sonrasında, siyasi baskılar sebebiyle Türk sinemasında porno film furyası başlamıştı. Bu dönemde birçok oyuncu sonradan hatırlamak istemediği porno filmlerde oynadı. Ben yapılan bu gazeteciliği seks filmi furyasına benzetiyorum. Enis'in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi. Belki yıllar sonra o fotoğrafı hatırlamak istemeyecek. "Neden yaptın?" diye sorulduğunda "Siyasi baskı vardı, biz de o sebeple seks filminde oynadık" diyecektir.

Bu çarpıcı söyleşinin tamamını 15 Eylül tarihinde piyasaya çıkan Marketing Türkiye dergisinden okuyabilirsiniz.

Çok Okunanları

PrevNext
Diğer Siteler