• İzmir 
  • İstanbul 
  • Ankara 

ANALİZ

  • Giriş Tarihi : 14-12-2010 12:30
  • |
  • Güncelleme : 14-12-2010 12:30

Büyüklük sende kalsın Fehmi Koru!

Büyüklük sende kalsın Fehmi Koru!
Haber
Öyle anlar gelir ki insan hayatında, yaşadıklarının izlerini silme ihtiyacı hisseder...

MEMUR HABERLERİNİN YENİ ADRESİ...

ADNAN BERK OKAN

Sevgili Fehmi (Koru);
Senin tecrübende bir gazeteci - yazarın bazı insanların "isyan" ederken özür dilediklerini hatta "yalvardıklarını" öğrenememesini kabul edemiyorum...
Nereden mi çıktı şimdi bu da?..
Anlatacağım ama önce bugünkü yazınla ilgili küçük bir tespit yapmak istiyorum...

Makalelerinde sözünü ettiğin dostunun kim olduğunu bilmediğim gibi merak da etmiyorum ama...  
İnanmadım, ama yine de yazıyorum

"Adamlara çıkış kapısı bırakmıyorsun" dedi dostum. 'Adamlar' sıfatıyla kimleri kast ettiğini açıklayınca müthiş şaşırdığımı itiraf etmeliyim.

Dediği şu dostumun: "Uzunca bir süredir 'Hep yanlışa oynadılar ve kaybettiler' tespitini tekrarlayıp duruyorsun. Sonunda kaybettiklerini anladılar işte. Her biri kendi başının çaresine bakıyor. Eski ittifaklar çatırdıyor, yerine yenileri kuruluyor... Bu sürecin doğru bir zemine oturması için adamlara yardım etsene..."

Her şirket yapılanmasında en önemli ittifak 'patron' etrafında kurulur. Patron kiminle iyi, kime ters bakıyor; etraf buna göre tavrını alır, kendisini öyle konuşlandırır. Her örgütlenmenin merkezinde 'patron' yer alır, ondan sonra da patrona en yakından başlayarak diğerleri...

"Eskiden" dedi dostum, "Doğal olarak en önem verdiği kişiyle arayı hep iyi tutmaya çalışırdı 'patron', elinin onun elinin üzerinde olduğunun bilinmesini isterdi. Eskiden en önem verdiği kişi şimdilerde patronun yüzünü bile göremiyor. Geçen gün yazdığı 'Beni de yanınıza alın' diye özetlenebilecek yazısını herhalde fark etmişsindir..."

Fehmi Koru'nun yazısının tamamını okumak için tıklayın.


Eğer Sokrat gibi kendine soru soran veya kimi zaman da çanak tutan bir hayali arkadaş seçtiysen, benim az önce yazdıklarımı o sanal arkadaşına da söyletebilirdin...

Değerli dostum;
(Duyduğuma göre, sana yönelik kimi eleştirilerimde "dostum" diye hitap etmeme bozulup "ben nereden onun dostu oluyorum?" diyormuşsun... Bir fincan kahveye kırk yıl hatır veren bir milletin ferdi olarak seninle baş başa veya toplu halde kaç kez yemek yediğimin keşke çetelesini tutsaydım)
Gel şu isim vermeme huyundan vazgeç...
Biz medyayı işi gereği takip edenler Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan'dan söz ettiğini anlıyoruz ama genel okuyucuların için şu yazılarını kriptolamasan çok daha iyi olur...
Gerçi böylelikle bana güzel iş çıkıyor ama ben yine de senin okurlarının rahatından yanayım...
 
Sevgili kardeşim;
"Adamlara çıkış kapısı bırakmıyorsun" diyen dostunun söylediklerine katılıyorum...
Öyle anlar gelir ki insan hayatında, yaşadıklarının izlerini silme ihtiyacı hisseder...
Gel gör ki yaşananlar tek kişilik bir hayat değildir...
Film karaleri genellikle en az iki kişiden oluşur...
Yani o karaleri silmek isteyenler, kopyalarını da silmek zorundadırlar...
Aydın Doğan'ın en kötü anıları Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan'lı karelerdir...
Ve o anılardaki diğer aktör ise Başbakan Erdoğan'dır...
Aydın Bey anılarını silmek isterken yanındaki Ertuğrul ve Ahmet'i kullanıyor şimdi...
"Bu kötü görüntüler sizin eseriniz, siz temizleyin" diyor...
Ama...
Neredeyse her karede yer alan Başbakan Erdoğan'ı silebilmek mümkün mü?..
Şimdi Ertuğrul ve Ahmet'in yaptıkları, isyan ederken(!) yalvarmak...
"Biz ettik sen etme sayın Başbakan" demek...

Yani sevgili kardeşim...
Gel, büyüklük sende kalsın...
Vurma yüzlerine...
"Barış" ve "özür dileme" plânlarını bozma...
Bir şans daha ver onlara...
Belki son sandıkta büyük ikramiye vardır...

adnanberkokan@gmail.com

Çok Okunanları

PrevNext
Diğer Siteler